Biyo-Tek Günlüğüm…

20Nis/100

Şınav Çeken Lekeli Kertenkele ve Vücut Isısının Dayanılmaz Cazibesi

Kaliforniya civarında yaşayan lekeli kertenkeleler (side-blotched lizard) vücut sıcaklıklarını artırmak için arazide bulunan kayalara çıkarlar. Kayalar topraktan en az 5 derece daha sıcak oluyorlar. Kayalar ne kadar büyük ve yüksek olursa o kadar uzun süre sıcaklıklarını koruyabilirler. Bu yüzden en büyük kayalığı kapma işi erkek kertenkeleler için bir mücadeleye dönüşür. En güçlü erkek en büyük kayalığı kapar. Her bir kertenkele kendi kayalığına sahip çıktığını göstermek için şınav çekme hareketi yapar. Bu inip kalkma hareketiyle etraftaki diğer kertenkelelere mesaj verir. Erkekseniz yaklaşmayın. Olay bu kadarla bitmiyor tabii. Dişi kertenkeleler ise çiftleşecek eşlerini vücut sıcaklığına göre seçiyorlar. Vücudunun alt gövdesi ne kadar sıcaksa o kadar makbul. İşte kertenkelelerin bu maceralarını termal kamera aracılığıyla seyretmek isterseniz aşağıdaki videoya bakın.

Etiketler: Yorum yok
19Nis/100

Deniz İguanalarını bir de termal kamerayla seyredin

Deniz iguanaları sürüngenler gurubundan bir tür kertenkeledir. Görünüşlerinin aksine otçul olan bu hayvanlar ekvatora yakın bölgelerde kayalıklarda yaşamaktadırlar. Denizde bulundukları için ve bitkilerle beslendikleri için mecburen denize dalıp su yosunlarını yemek zorundadırlar. Soğukkanlı hayvan olmaları sebebiyle sabit vücut sıcaklıklığına sahip olmayan bu hayvanlar harekt edip beslenebilmek için vücutlarını ısıtmak zorundalar. Koyu renkli, ışığı emen derileriyle, sıcak kayalıklarda bir süre yatarak vücut sıcaklıklarını 37 dereceye kadar çıkartırlar. Sonra ergen iguanalar dalışa geçer. Ekvatora yakın bölgelerde yaşadıkları halde soğuk su akıntıları su sıcaklığı 15-16 dereceye kadar düşürmüştür buralarda. 5 metre kadar derinliklerde su yosunları yerken vücut sıcaklıkları 10 derece kadar düşer. Çok ilginç bir şekilde ısı kaybını yavaşlatmak için bacaklarına ve dış uzuvlarına giden kan deveranını azaltır. 5-10 dakika beslendikten sonra çıkmak zorunda kalır. Sonra tekrar vücudunu ısıtmaya başlar.

16Nis/100

Beyindeki Gümrük; Kan Beyin Bariyeri

Kan-beyin bariyeri, suda çözünen maddelerin kandan merkezî sinir sistemine -yani beyne- geçişini kısıtlayan bir engelleme sistemidir. Bu ifade, 1902 yılında Alman mikrobiyolog P. Ehrlich tarafından ortaya atılmıştır. Ehrlich, Tripan mavisi isimli bir boya maddesini toplardamarlar yoluyla (intravenöz yolla) hayvanlara enjekte ettiğinde, hayvanların beyni hâriç diğer organlarının boyandığını tespit eder. Bunun üzerine kandan beyne geçişi engelleyen bir yapının olduğunu düşünür ve bu yapıyı kan-beyin bariyeri olarak isimlendirir.

10Haz/091

Kendi Temiz Havanı Kendin Üret

temiz_havaHava kirliliği günümüzde çok ciddi bir problemdir. Hava kirliliği yüksek seviyede olan şehirlerde hava kirliliği birçok hastalığa sebep olmaktadır. Hava kirliliğinin zirvelerde olduğu şehirlerden biri olan Delhi'de yılda onbinlere varan insanlar hava kirliliğinin yol açtığı hastalıklardan ölmektedir. Paharpur İş Merkezi ve Yazılım Teknolojisi Parkının hem CEO'su hem müdürü olan Kamal Meattle de yıllar önce hava kirliliğinden ciddi etkilenenlerden biri. Doktorları Kamal'ın çevresindeki havaya alerji olduğunu ve ciğer kapasitesinin %70 oranında düştüğünü söylediler. Ölüm tehlikesiyle karşı karşıya kalan Kamal Meattle ölüm istatistikleri arasında yer almak istemedi ve mücadelesini bırakmadı. NASA'nın yaptığı çalışmaların da yardımıyla yeşil iş merkezleri, yeşil ofisler kavramını hayata soktu. Paharpur İş Merkezinde 300 civarında çalışana karşılık 1200 kadar bitki mevcut. Yapılan çalışmaların neticesinde sadece 3 değişik, her yerde bulunabilen ev bitkisiyle kapalı ortamlarda ihtiyaç duyduğumuz havayı üretebiliriz.

9Haz/090

Birbirleriyle Konuşan Bakteriler ve Yeterli Çoğunluk Algılanması

bobtailBakteriler çekirdeksiz (Prokaryot) hücreye sahip bağımsız yaşayabilen tek hücreli mikroorganizmalardır. Bakteriler ortalama 0,5-2 µm boyutlarındadırlar. Bakteriler o kadar yaygındır ki bugün dünyamızda bakterinin bulunmadığı yer yoktur diyebiliriz. En çok organik atıkların bol bulunduğu yerlerde ve sularda yaşarlar. Bununla beraber, -90 0C buzullar içinde ve +80 0C kaplıcalarda yaşayabilen bakteri türleri de vardır. Hava ile ve su damlacıkları ile çok uzak mesafelere taşınabilirler. Sadece bağırsaklarımızda yaşayan bakterilerin sayısı dünya nüfusundan fazladır. Ağzımızda 400 den fazla bakteri çeşiti vardır. Vücudumuzda tabii olarak bulunan bu bakteriler birçok işlemde bize yardımcı olmaktadırlar. Bu konudan probiyotik adlı yazımda bahsetmiştim. Bunların çoğundan haberdar değilizdir, ne zaman ki bazı bakteriler hastalığa yol açar biz baktriler o zaman duyarız. Aslında hastalık yapıcı bakteriler yararlı bakterilere nispetle daha azdır. Bakterilerin küçük olmaları sebebiyle herhangi bir işlemi yapabilmesi için sayıca artması gerekir. Yani topluluk olarak haereket etmeleri şart. Bunun içinde elbetteki iyi bir iletişim gerekli. Princeton Üniversitesinden moleküler biyolog Bonnie Bassler bakterilen bazı kimyasallar aracılığıyla adeta birbirleriyle konuştuğunu keşfetmiştir.

5Haz/092

Hayvanlarda Azotlu Atıkların Atılma Stratejileri

urea_bAzot hem proteinlerin hem de DNA'nın yapısında bulunan canlılar için çok önemli bir elementtir. Minimum israf prensibiyle çalışan canlı yapıları fazlalık proteinleri vücuttan doğrudan atmaktansa, o proteinin kullanılabilecek karbon, hidrojen, oksijen içeren kısmı azottan ayrılır. Azotlu bileşikler hücreler için zehirlidir. Ama geri kalan elementler başka organik bileşiklerin yapılmasında kullanılabilir. Hayvanlar yaşadıkları ortama göre bu azotlu bileşikleri atacak uyum mekanizmaları ile yaratılmışlardır. Metabolik atıkların çoğu suda çözünebilen maddeler olduğundan, bu atıkların türü ve miktarı hayvanları aynı zamanda su dengelerini sağlamada önemli rol oynar. Azotlu organik bileşiklerin çoğu parçalandığında amonyak elde edilir. Amonyak oldukça zehirlidir. Bazı hayvanlar amonyağı olduğu gibi atarken bazı hayvanlar ise amonyağı başka azotlu bileşiğe çevirir. Ama bunun da bazı bedeli vardır tabii.

4Haz/091

Suni Tatlandırıcılarda Kalori Yok mu?

artificial-sweeteners-8Tat alma, beş duyudan biridir. Dil'e temas eden yiyeceklerin dilde bulunan tat tomurcukları içerisindeki kemoreseptörler (yada daha yaygın adıyla kemosensör) tarafından algılanması sonucu oluşur. Bilinen beş farklı tat vardır; Tatlı, Ekşi, Tuzlu, Acı ve Yakıcı'dır. Bazı bilim adamları; yağlı, metalik gibi tatların olması gerektiğini öne sürüyor. Yaygın kanının aksine biber acı değil yakıcıdır. Acı olan cisimler kahve, greyfurt, kakao ve benzeri şeylerdir. Bu farklı tatlar kemosensörlerin bazı maddelere duyarlılığından ortaya çıkıyor. Örneğin tuzlu tat sodyum iyonlarının, ekşi hidrojen iyonlarınınn, acı tat quinine maddesinin kemosensörlerin elektrik sinyali üretmeine yol açtığı için oluşur.

14May/094

Mc Graw Hill Glencoe Biyoloji İnteraktif Sınıf

glencoe0Mc Graw Hill Glencoe Biyoloji interaktif sınıfı toplam 37 üniteyi kapsayan bir power point sunum seti. Biyoloji öğretmenlerinin ve biyolojiyle ilgilenen herkesin kullanabileceği çok harika bir kaynak. Her bir ünite özet bilgilerle, resim ve şekillerle, flash animasyonlarla anlatılmış. Her ünitenin resimleri, tabloları, animasyonları ayrı ayrı klasörlere organize edilmiş ki kullanıcının ulaşımı çok daha kolay olsun. İsterseniz mevcut power point slaytlar üzerinde değişiklik yaparsınız isterseniz resim ve animasyonları ayrıca kullanabilirsiniz. Biyolojinin hemen hemen tüm konuları kapsanmış. İnteraktif sınıf setinde aşağıdaki üniteler yer almaktadır:

26Nis/091

Domuz Gribi Dünyayı Tehdit Ediyor!

swine_flu1Ağırlıklı olarak Meksika olmak üzere Amerika kıtasında görülen yeni grip virüsü dünyayı tehdit ediyor. Meksika’da 81 kişi öldü, ABD’de de 8 kişide aynı virüs görüldü. Mexico City’de tüm kamu etkinlikleri 10 günlük iptal edildi. Meksika ordusu halka caddelerde maske dağıtıyor. Devlet Başkanı Felipe Calderon kabinesini acil toplantıya çağırdı. 20 milyon insanın yaşadığı başkent Meksiko City’de anaokulundan üniversitelere kadar tüm okullar, müzeler, kütüphaneler, devlete ait tiyatro ve konser salonları kapatıldı. Başkent Mexico City’de bugün oynanacak iki futbol maçının seyircisiz oynanması kararlaştırıldı. İnsanlara tokalaşmamaları, birbirlerini öpmemeleri, ellerini sürekli yıkamaları tavsiye ediliyor. Mart ve Nisan aylarında 1000’den fazla kişinin domuz gribi virüsünden etkilendiği sanılıyor.

6Mar/090

Şeffaf Kafalı Balığın Gizemi

barreleye2-35023 Şubat 2009 tarihinde video blog sitelerine MBARI ( Monterey Bay Aquarium Research Institute) tarafından bir video yüklendi. Çok ilginç bir balık türü hakkında olan bu video bir hafta gibi kısa sürede 1,5 milyon defa seyredildi.  Bu ilginç balığı enteresan kılan özellik kafasında şeffaf bir yapı olmasıydı. Fıçı gözlü balıklar (Familya Opisthoproctida) ailesine ait  Macropinna microstoma adlı bu balık her ne kadar bazı medya kuruluşları tarafından yeni keşfedilmiş gibi lanse edildiyse de aslında bu balığın varlığı 1939'dan beri biliniyordu. Fakat derin okyanus balığı olduğu için araştırılması kolay olmadı. Su yüzeyine çıkarılan bu balıkların fanus gibi olan kafa yapıları basınç farkından parçalanıyordu. 2004 de fotoğraflarının çekilmesi mümkün olmuştu. Bu balıkların boru biçimindeki gözlerinin çok iyi ışık toplama özelliği olduğu biliniyordu. Ama şu ana kadar bunların sabit olduğu ve sadece balığın tepesindeki canlıları görebildiği düşünülüyordu.