Biyo-Tek Günlüğüm…

4May/100

Kangurular iki kez mi doğuyorlar?

Elbetteki hayır ama kanguruların gelişimi oldukça ilginç. Neden böyle bir başlık tercih ettiğimi yazıyı okuyunca hak vereceksinizdir. Kangurular Avustralyada yaşayan keseli memelilerdendir. Dişi kanguruların, içinde dört memeleri olan iyi gelişmiş bir keseleri vardır. Dişi sadece tek bir yavru doğurur (çok nadir 2). Bütün keselilerde olduğu gibi kangurugillerde de gebelik kısa sürer (20 ila 40 gün) ve yavrular henüz fazla gelişmemiş şekilde doğar. Yavru doğumda ancak 2 cm büyüklükte ve 1 gram ağırlıkta olur. Yeni doğan ve henüz arka ayakları olmayan bu yavru kendi kendine kesenin içine tırmanır. Keseye ulaşıp, bir memeye tutunup gelişimini tamamlaması lazım. Peki kesenin yolunu nasıl buluyor bu az gelişmiş yavru?

3May/100

Yumurtlayan memeliler-2; Elektrik algılayabilen Platipuslar

Dünya üzerinde bilinen iki tür yumurtlayan memeli bulunduğunu öğrenmiştik. Ekidnalar ve platipuslar. Platipus, ornitorenk ya da gagalı memeli olarak da bilinir.Yumurtlayan, ördek gagalı, kunduz kuyruklu, erkeklerinin arka ayağında zehirli bir mahmuzu olan bu memeli keşfedildiği zaman doğabilimciler çok şaşırmıştır. İlk örnekleri Avrupaya gönderildiğinde doğabilimciler inanamamışlardır. Ornitorenklerin eşşizliği onu Avustralya'nın kanguru ve koala ile beraber en belirgin sembollerinden biri yapar. Avustralya 20 sentinin arkasında resmi yer alır. Platipusların vücut sıcaklıkları 31-32 derece civarındadır.

28Nis/100

Yumurtlayan memeliler – 1; Ekidnalar

Dünya üzerinde bilinen iki tür yumurtlayan memeli bulunmaktadır. Bunlar Monotremler (monotremata) adı verilen ornitorenk (Ormithorhynchus anatinus) ve ekidnadır (Tachyglossus aculeatus),dikenli karıncayiyenler. Bu canlılar sürüngenlerle kimi ortak özellikler taşırlar; onlar gibi küçük yumurtalar meydana getirirler. Kürkle kaplı bir vücutlarının olması, sıcak kanlı (sabit vücut sıcaklıklı) olmaları ve yavrularını sütle beslemeleri ise memelilerle paylaştıkları ortak özeliklerdir. Bu yüzden bu canlılar yumurtlayan memeliler olarak adlandırılırlar.

25Nis/100

Kendini, kuyruğunu ısırarak savunan kertenkele

Bilimsel adı Cordylus cataphractus olan armadillo kertenkelesi Güney Afrika çöllerine endemik bir kertenkele türüdür. Ayrıca Armadillo Kuşaklı Kertenkele ya da Diken-Kuyruklu Kertenkele olarakta bilinir. Güney Afrika da bu türün satışı yasaktır. Boyları 16 ila 21 santimetre arasında değişen bu kertenkeleler çok ilginç bir savunma tekniğine sahiptirler. Guruplar halinde yaşamak korunmak için avantajlı olsa da kendilerini korumak için alternatif bir yola da sahiptirler. Tehlike anında kendi kuyruklarını ısırıp, vücutlarının en hassas yeri olan yumuşak karınaltı bölgelerini korurlar.

22Nis/100

Gizlice güneşlenen boynuzlu kertenkeleler

Boynuzlu kertenkele (horned lizard) yada bilimsel adıyla Phrynosoma cornutum, bütün vücudu, tıpkı bir iğne yastığına saplı iğneler gibi dağılmış dikenlerle kaplı bir sürüngendir. Diğer tüm sürüngenler gibi hareket edebilmesi için vücut sıcaklığını artırmak zorundadır. Ufak yapılı bu kertenkele, avcılara yem olmadan ısınmak için gizli güneşlenme tekniğini kullanmaktadır. Boynuzlu kertenkeleler vücutlarını tamamen toprağa gömüp sadece kafalarını dışarıda bırakırlar. Deri rengi ve dikenli yapısıyla çevrede kolayda kamufle olur. Yanına kadar yaklaşmadan farketmeniz güçtür. Böyle bir durumda peki vücutlarını nasıl ısıtacaklar? Sonsuz Kudret sahibi Allah, boynuzlu kertenkelelerin kafa yapısını diğer kertenkelelere göre çok farklı yaratmıştır. Gözlerinin arkasında kan depolamak için bir boşluk vardır. Vücutlarındaki kanın bir kısmını bu hazneye doldururlar.

21Nis/100

Ceset kokan Danaayağı bitkisinin neslini devam ettirmede ilginç yöntemleri

Danaayağı, Helicodiceros muscivorus, Akdeniz adalarında yayılış gösteren bir türdür. İlkbaharda açan bu bitkinin çiçeği, yuvarlak çanağa benzeyen birkaç cm genişliğindeki bölümden (bürgü, spathe) ve bunun ortasındaki parmak benzeri kısımdan oluşur. Helicodiceros muscivorus bitkisi ilk çiçek açtığında ısı, ortamın sıcaklığına bağlı kalmaksızın önceden ayarlanmış bir programa göre üretilir. Bu ısı artışıyla birlikte etrafa bir koku yayılır. Dişi sinekler, bu kokudan dolayı sürü hâlinde bu çiçeklere akın eder. Bilim adamları sineklerin, leşi andıran bu kokusundan dolayı çiçekleri yumurtalarını bırakmak için tercih ettikleri leş olarak algıladıklarını tespit etmiştir. Bu benzerliğin sebeplerinden biri olarak gösterilebilecek oligosülfat yapısındaki birkaç yoğun bileşik, hem bu çiçek kokusunda hem de martı leşinde bulunmaktadır.

20Nis/100

Şınav Çeken Lekeli Kertenkele ve Vücut Isısının Dayanılmaz Cazibesi

Kaliforniya civarında yaşayan lekeli kertenkeleler (side-blotched lizard) vücut sıcaklıklarını artırmak için arazide bulunan kayalara çıkarlar. Kayalar topraktan en az 5 derece daha sıcak oluyorlar. Kayalar ne kadar büyük ve yüksek olursa o kadar uzun süre sıcaklıklarını koruyabilirler. Bu yüzden en büyük kayalığı kapma işi erkek kertenkeleler için bir mücadeleye dönüşür. En güçlü erkek en büyük kayalığı kapar. Her bir kertenkele kendi kayalığına sahip çıktığını göstermek için şınav çekme hareketi yapar. Bu inip kalkma hareketiyle etraftaki diğer kertenkelelere mesaj verir. Erkekseniz yaklaşmayın. Olay bu kadarla bitmiyor tabii. Dişi kertenkeleler ise çiftleşecek eşlerini vücut sıcaklığına göre seçiyorlar. Vücudunun alt gövdesi ne kadar sıcaksa o kadar makbul. İşte kertenkelelerin bu maceralarını termal kamera aracılığıyla seyretmek isterseniz aşağıdaki videoya bakın.

Etiketler: Yorum yok
19Nis/100

Deniz İguanalarını bir de termal kamerayla seyredin

Deniz iguanaları sürüngenler gurubundan bir tür kertenkeledir. Görünüşlerinin aksine otçul olan bu hayvanlar ekvatora yakın bölgelerde kayalıklarda yaşamaktadırlar. Denizde bulundukları için ve bitkilerle beslendikleri için mecburen denize dalıp su yosunlarını yemek zorundadırlar. Soğukkanlı hayvan olmaları sebebiyle sabit vücut sıcaklıklığına sahip olmayan bu hayvanlar harekt edip beslenebilmek için vücutlarını ısıtmak zorundalar. Koyu renkli, ışığı emen derileriyle, sıcak kayalıklarda bir süre yatarak vücut sıcaklıklarını 37 dereceye kadar çıkartırlar. Sonra ergen iguanalar dalışa geçer. Ekvatora yakın bölgelerde yaşadıkları halde soğuk su akıntıları su sıcaklığı 15-16 dereceye kadar düşürmüştür buralarda. 5 metre kadar derinliklerde su yosunları yerken vücut sıcaklıkları 10 derece kadar düşer. Çok ilginç bir şekilde ısı kaybını yavaşlatmak için bacaklarına ve dış uzuvlarına giden kan deveranını azaltır. 5-10 dakika beslendikten sonra çıkmak zorunda kalır. Sonra tekrar vücudunu ısıtmaya başlar.

9Haz/090

Birbirleriyle Konuşan Bakteriler ve Yeterli Çoğunluk Algılanması

bobtailBakteriler çekirdeksiz (Prokaryot) hücreye sahip bağımsız yaşayabilen tek hücreli mikroorganizmalardır. Bakteriler ortalama 0,5-2 µm boyutlarındadırlar. Bakteriler o kadar yaygındır ki bugün dünyamızda bakterinin bulunmadığı yer yoktur diyebiliriz. En çok organik atıkların bol bulunduğu yerlerde ve sularda yaşarlar. Bununla beraber, -90 0C buzullar içinde ve +80 0C kaplıcalarda yaşayabilen bakteri türleri de vardır. Hava ile ve su damlacıkları ile çok uzak mesafelere taşınabilirler. Sadece bağırsaklarımızda yaşayan bakterilerin sayısı dünya nüfusundan fazladır. Ağzımızda 400 den fazla bakteri çeşiti vardır. Vücudumuzda tabii olarak bulunan bu bakteriler birçok işlemde bize yardımcı olmaktadırlar. Bu konudan probiyotik adlı yazımda bahsetmiştim. Bunların çoğundan haberdar değilizdir, ne zaman ki bazı bakteriler hastalığa yol açar biz baktriler o zaman duyarız. Aslında hastalık yapıcı bakteriler yararlı bakterilere nispetle daha azdır. Bakterilerin küçük olmaları sebebiyle herhangi bir işlemi yapabilmesi için sayıca artması gerekir. Yani topluluk olarak haereket etmeleri şart. Bunun içinde elbetteki iyi bir iletişim gerekli. Princeton Üniversitesinden moleküler biyolog Bonnie Bassler bakterilen bazı kimyasallar aracılığıyla adeta birbirleriyle konuştuğunu keşfetmiştir.

5Haz/092

Hayvanlarda Azotlu Atıkların Atılma Stratejileri

urea_bAzot hem proteinlerin hem de DNA'nın yapısında bulunan canlılar için çok önemli bir elementtir. Minimum israf prensibiyle çalışan canlı yapıları fazlalık proteinleri vücuttan doğrudan atmaktansa, o proteinin kullanılabilecek karbon, hidrojen, oksijen içeren kısmı azottan ayrılır. Azotlu bileşikler hücreler için zehirlidir. Ama geri kalan elementler başka organik bileşiklerin yapılmasında kullanılabilir. Hayvanlar yaşadıkları ortama göre bu azotlu bileşikleri atacak uyum mekanizmaları ile yaratılmışlardır. Metabolik atıkların çoğu suda çözünebilen maddeler olduğundan, bu atıkların türü ve miktarı hayvanları aynı zamanda su dengelerini sağlamada önemli rol oynar. Azotlu organik bileşiklerin çoğu parçalandığında amonyak elde edilir. Amonyak oldukça zehirlidir. Bazı hayvanlar amonyağı olduğu gibi atarken bazı hayvanlar ise amonyağı başka azotlu bileşiğe çevirir. Ama bunun da bazı bedeli vardır tabii.