<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Biyo-Tek &#187; Haberler ve Aktiviteler</title>
	<atom:link href="http://www.sonefe.org/category/haberler-ve-aktiviteler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sonefe.org</link>
	<description>Günlüğüm...</description>
	<lastBuildDate>Mon, 10 Jan 2011 14:14:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0.4</generator>
		<item>
		<title>Akıllı Tasarım üzerine bir tartışma</title>
		<link>http://www.sonefe.org/2011/01/08/akilli-tasarim-uzerine-bir-tartisma/</link>
		<comments>http://www.sonefe.org/2011/01/08/akilli-tasarim-uzerine-bir-tartisma/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 08 Jan 2011 13:17:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>aliyuksel</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler ve Aktiviteler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sonefe.org/?p=903</guid>
		<description><![CDATA[ABD’de Ulusal Bilim Eğitimi Merkezi’nde çalışan evrimci Nicholas Matzke ile Akıllı Tasarım teorisini savunan Mustafa Akyol arasında online olarak yapılmış müthiş tartışma. Bir yanda evrim, diğer yanda Akıllı Tasarım savunması… Amerika’da okullarda kâinatın yaratılmış olduğunu savunan teorilerin okutulup okutulamayacağının tartışıldığı dönemde, seyircilerin de sorularıyla katıldığı bu tartışma, epey ses getirmişti. Şimdi, oldukça ufuk açıcı olan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>ABD’de Ulusal Bilim Eğitimi Merkezi’nde çalışan evrimci Nicholas Matzke ile Akıllı Tasarım teorisini savunan Mustafa Akyol arasında online olarak yapılmış müthiş tartışma. Bir yanda evrim, diğer yanda Akıllı Tasarım savunması…</p>
<p>Amerika’da okullarda kâinatın yaratılmış olduğunu savunan teorilerin okutulup okutulamayacağının tartışıldığı dönemde, seyircilerin de sorularıyla katıldığı bu tartışma, epey ses getirmişti. Şimdi, oldukça ufuk açıcı olan bu tartışmanın önemli bölümlerini siz değerli okurlarımıza sunuyoruz. söylüyor. Ama aslında bu konuda yüzlerce makale yayınlandı. Kenneth Miller’in dediği gibi, “Behe’yi inandırmaya hiçbir şey yetmiyor.”<span id="more-903"></span></p>
<p><strong>AKYOL</strong>: Bir yanda gerçekler var, bir yanda Darvincilerin söyledikleri… Evvelâ, standart Darvin öyküleriyle hemfikir olmayan sadece AT savunucuları değil. Kuşların kökeni tartışmalı bir konudur. Medyada çok popüler olan dinazor teorisi, uydurma bir teoridir. Bunu, dünyanın en ünlü kuşbilimcisine Alan Feduccia’ya sorun. Kendisi AT’yi savunmaz, evrimcidir, ama kuşların dinazorlardan gelmediğini ve bu düşüncenin büyük bir efsane olduğunu söylüyor. İlk bilinen kuş Archaeopteryx’in atası olduğu iddia edilen dinazor, ondan çok daha genç. Böyle bir şey olabilir mi? Ayrıca, Darvincilerin evrimin nasıl meydana geldiği konusunda hesap veremediğini bir tek Behe söylemiyor. Evrimci biyokimyacı Franklin M. Harold da aynı düşünceyi paylaşıyor: “Kabul etmek zorundayız ki, biyokimyevî veya hücrevî sistem evrimine ilişkin halihazırda Darvin mantığına uygun detaylı bir açıklama yok, sadece birtakım hayalî spekülasyonlar söz konusu…” (2) Günümüzdeki evrim teorisi, Darvin’in orijinal teorisiyle aynı mı, yoksa genişletilmiş şekli mi?</p>
<p><strong>MATZKE</strong>: “Evrimleşmiş şekli.” 1930’lu yıllarda tabiî ayıklanma teorisi, Mendel genetiğiyle birleşip “neo-Darvin sentezi”ni ortaya çıkardı. Burada, genlerin yeni nesil içinde ayıklanma prensibine uygun biçimde nasıl yayıldığı dikkate alınıyordu. Bugün, temel Darvin teorisinde hayal bile edilemeyecek bir noktaya gelindi.</p>
<p><strong>AKYOL</strong>: Günümüzdeki evrim teorisi ile Darvin’in teorisi aynı değil. Darvin genetiği bilmiyordu. Bugün karşımızda neo-Darvinizm var. Buna, eski teorinin modern genetikle güncellenmiş olan versiyonu diyebiliriz. Fakat Darvin’in temel görüşü olan tabiî ayıklanma, hâlâ devam etmektedir. Neo-Darvinizm, yeni bir evrim mekanizması olarak ‘‘tesadüfî mutasyonları’ eklemiştir. Mustafa Akyol, evrimi destekleyen bilimsel delillere neden inanmıyor? Biyolojik sistemlerin kökenine ilişkin daha ne kadar adım ortaya çıkarılmalı ki, Akyol evrime inansın?</p>
<p><strong>AKYOL</strong>: Beni inandıracak olan adımlar, Darvin’in kendisinin tanımlamış olduğu adımlar: “sayısız, peş peşe gelen pürüzsüz modifikasyonlar.” Bana, hayatın prebiyotik bir çorbadan meydana gelebileceğini gösterin, ben de Akıllı Tasarım’dan vazgeçeyim, bu işlerin ilim sahibi bir varlık tarafından takdir edilmiş olduğunu düşünmeyi bırakayım. Doğrusu, yeryüzündeki hayatın takdir edilmiş gibi göründüğünü herkes kabul ediyor. Richard Dawkins The Blind Watchmaker (Kör Saatçi) kitabında söylüyor bunu. Fakat o buna “aşikâr tasarım” diyor ve bunun yanında kompleks canlıları meydana getiren doğal mekanizmaların da olması gerektiğini belirtiyor. Tamam, o halde, bana o doğal mekanizmaları gösterin. Darvinciler bu yolu tercih etmek yerine, doğal mekanizmaların var olduğunu kesin sayarak, bu inançlarını bilimin ayrılmaz bir parçasıymış gibi sunuyorlar. Hayır, bilimin böyle bir parçası yoktur. Evrim teorisinde en büyük sorun, “eksik halka”dır. Evrim teorisi bu sorunu nasıl izah ediyor?</p>
<p><strong>MATZKE</strong>: Kamuoyunda bilinen haliyle “eksik halka,” bir şehir efsanesidir. Bir kere, evrim bir zincir değildir, bir ağaçtır; ve tek bir eksik halkadan çok daha fazla bir şeydir. Bu noktayı açıklığa kavuşturduktan sonra, yaratılışçıların canlıların ara formlarına ait fosillerin olmadığı iddiasına gelelim. Bu iddia sayısız kez dile getirildi. Fakat yaratılışçıların kendisinden yanlış bir şekilde alıntı yaptığı Gould’un da dediği gibi, “ara formlar tür düzeyinde genellikle eksiktir, ama büyük gruplar arasında son derece boldur.” (3)</p>
<p><strong>AKYOL</strong>: Eksik halka önemli bir tartışma konusudur. Darvinciler bazı eksik halkaların olduğunu ve zamanla ortaya çıkaracaklarını iddia ediyorlar. Diğerleri ise, bunu reddediyorlar. Darvin savunucuları bu işin içinden çıkamayacaklarını anlayınca, halka yerine “dakik denge”yi önerdiler. Gould ve Eldredge, 70’lerin sonlarından itibaren, “evrim o kadar hızlı meydana geldi ki ardında hiç ara form bırakmadı.” demeye başladılar. Eğer gerçek buysa, arkada hiç iz kalmadıysa, bunun meydana geldiğini siz nereden biliyorsunuz? Her neyse… Gould, evrim sürecini halka halka izah eden bir mekanizma ortaya koymadığı için Dawkins tarafından eleştirildi. Gould ise, cevaben, görüşünün fosillerce desteklendiğini öne sürdü. Yani bir tarafta fosiller var, diğer tarafta sözde mekanizma. Fakat aralarında herhangi bir örtüşme yok. Evrimciliğin ardında ideoloji var mı yoksa sadece bir bilim mi? Eğer sadece bir bilim ise, neden farklı inançlardan insanlarla bu kadar çatışma halinde?</p>
<p><strong>MATZKE</strong>: Bazıları evrimi ideolojileri desteklemek için kullandı. Meselâ güneş merkezli âlem fikri, atomculuk, psikoloji bunlara örnek olarak verilebilir. Richard Dawkins gibi ateistler ise, tasarım iddiasını çökerterek tanrının varlığını tartışmalı hale getirmeye çalışıyorlar. Böylelikle, iki kamp oluşuyor ve tartışma metafizik alana kayıyor. Oysa, bilim doğal dünyayı araştırmakla sınırlıdır. Allah’ın varlığı veya ilahi varlıkların tabiata müdahale edip etmedikleri bilimin sınırlarının dışındadır.</p>
<p><strong>AKYOL</strong>: Evrimciliğin, daha doğrusu Darvinizmin, ardında elbette bir ideoloji var. Fakat bu teorinin savunucuları size ideolojik bir yanları olmadığını ve sadece yeryüzünde hayatın nasıl meydana geldiğini ortaya koymaya çalıştıklarını anlatırlar. Oysa, gerçek bu değil. Teori, yeryüzünde hayatın kökenini izah etmede sadece doğal sebeplere başvurur. Doğal olmayan, yani aklî sebeplere hiçbir zaman başvurmaz. Halbuki, bilim hakikatin emprik araştırması anlamına gelir. Bu hakikatin tabiatçılıkla örtüşüp örtüşmediğine, tabiat incelenmeden karar verilemez. Peki Darvin savunucuları ne yapıyor? Hayatın bütünüyle sebepler tarafından evrimleştiği ve bundan asla şüphe edilemeyeceğini savunuyorlar. Emprik bir bilgi değil bu, sadece bir inanç! Ünlü Darvinci Richard Lewontin’in dürüstçe söylediklerine bakın: “Biz daha baştan materyalizme adanmışız. Bilimin metodları ve kurumları bizi dünyayı maddi düzlemde izah etmeye zorluyor değil aslında. Tam tersine, maddi sebeplere bağlılığımız, bizi, maddi izahlar üreten kavramları kullanmaya zorluyor. Bütün bunlar, tanrının yeryüzüne adım atmasını istemediğimiz için oluyor.” (3) Darvinizmin ardındaki ideoloji, materyalizm ve tabiatçılıktır. Ve maksat, “tanrının yeryüzüne adım atmasına izin vermemektir.” Niçin evrimden hala teori diye bahsediliyor?</p>
<p><strong>AKYOL</strong>: Gerçekler, bizim gözlediğimiz şeylerdir. Yerçekimi bir gerçektir. Bütün elmalar ağaçla bağlantısı kopunca yere düşer. Bunu gözlemleyebilirsiniz. Fakat, Darwinizmin büyük anlatılarını şimdiye kadar hiçkimse gözlemlemedi. Cansız bir madde olan basit kimyasallardan canlı bir hücre ve sonra bu hücrenin gelişip yeniden organize olup yeryüzündeki tüm hayatı oluşturduğunu gözleyen yok. Bir Darvin savunucusu, “Elbette gözlemiyoruz, çünkü bu süreç milyarlarca yıl alıyor” diyecektir. Ama eğer gerçek buysa, o evrim süreçlerinin küçücük parçacıklarını gözleyebilir olmamız gerekmez miydi? Bunu da görmüyoruz. Ve Darvin savunucularının sürekli bahsettiği ünlü “gerçekler” hakkında en iyi ifade, belki de, biyolog Jonathan Wells’in makalesinin başlığıdır: The Survival of the Fakest (En Sahtekârın Hayatta Kalışı)(4). Hasılı, evrim tarihi, bir sahtekârlığın bilim adı altında yıllarca insanların zihninde kurduğu hegemonyanın diğer adıdır.</p>
<p><em>KAYNAK</em>: Zafer Dergişi</p>
<p><em>DİPNOTLAR</em>:</p>
<ol>
<li>Simpson 1967, s. 345</li>
<li>Franklin M. Harold, The Way of the Cell: Molecules, Organisms and the Order of Life 205 (New York, Oxford University Press 2001)</li>
<li>“Evolution as Fact and Theory,” Hen’s Teet Stephen Jay Gould, “Evolution as Fact and Theory,” Hen’s Teeth and Horse’s Toes: Further Reflections in Natural History, New York: W. W. Norton &amp; Company, 1994, s. 260.</li>
<li><a href="http://www.discovery.org/articleFiles/PDFs/survivalOfTheFakest.pdf" target="_blank">http://www.discovery.org/articleFiles/PDFs/survivalOfTheFakest.pdf</a></li>
</ol>
<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a title="Post on Google Buzz" class="google-buzz-button" href="http://www.google.com/buzz/post" data-button-style="small-button" data-url="http://www.sonefe.org/2011/01/08/akilli-tasarim-uzerine-bir-tartisma/"></a><script type="text/javascript" src="http://www.google.com/buzz/api/button.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sonefe.org/2011/01/08/akilli-tasarim-uzerine-bir-tartisma/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Domuz Gribi Dünyayı Tehdit Ediyor!</title>
		<link>http://www.sonefe.org/2009/04/26/domuz-gribi-dunyayi-tehdit-ediyor/</link>
		<comments>http://www.sonefe.org/2009/04/26/domuz-gribi-dunyayi-tehdit-ediyor/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 26 Apr 2009 10:18:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sonefe</dc:creator>
				<category><![CDATA[Biyoloji ve Biyoloji eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler ve Aktiviteler]]></category>
		<category><![CDATA[domuz gribi]]></category>
		<category><![CDATA[H1N1]]></category>
		<category><![CDATA[swine flu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sonefe.org/?p=696</guid>
		<description><![CDATA[Ağırlıklı olarak Meksika olmak üzere Amerika kıtasında görülen yeni grip virüsü dünyayı tehdit ediyor. Meksika’da 81 kişi öldü, ABD’de de 8 kişide aynı virüs görüldü. Mexico City’de tüm kamu etkinlikleri 10 günlük iptal edildi. Meksika ordusu halka caddelerde maske dağıtıyor. Devlet Başkanı Felipe Calderon kabinesini acil toplantıya çağırdı. 20 milyon insanın yaşadığı başkent Meksiko City’de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-697" style="margin: 5px;" title="swine_flu1" src="http://www.sonefe.org/wp-content/uploads/2009/04/swine_flu1-216x300.jpg" alt="swine_flu1" width="147" height="205" />Ağırlıklı olarak Meksika olmak üzere Amerika kıtasında görülen yeni grip virüsü dünyayı tehdit ediyor. Meksika’da 81 kişi öldü, ABD’de de 8 kişide aynı virüs görüldü. Mexico City’de tüm kamu etkinlikleri 10 günlük iptal edildi. Meksika ordusu halka caddelerde maske dağıtıyor. Devlet Başkanı Felipe Calderon kabinesini acil toplantıya çağırdı. 20 milyon insanın yaşadığı başkent Meksiko City’de anaokulundan üniversitelere kadar tüm okullar, müzeler, kütüphaneler, devlete ait tiyatro ve konser salonları kapatıldı. Başkent Mexico City’de bugün oynanacak iki futbol maçının seyircisiz oynanması kararlaştırıldı. İnsanlara tokalaşmamaları, birbirlerini öpmemeleri, ellerini sürekli yıkamaları tavsiye ediliyor. Mart ve Nisan aylarında 1000’den fazla kişinin domuz gribi virüsünden etkilendiği sanılıyor. <span id="more-696"></span></p>
<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-698 aligncenter" title="swine_flu" src="http://www.sonefe.org/wp-content/uploads/2009/04/swine_flu.jpg" alt="swine_flu" width="281" height="245" /></p>
<p>Domuz gribi, tip A infuenza virüsünün (H1N1) domuzlarda yol açtığı solunum yolu hastalığıdır. Normalde sadece domuzlarda görülen bu hastalığın insana bulaştığı çok nadirdir. Domuzlarla doğrudan temas ve domuz gribi virüsü bulaşmış insanlarla temas bu virüsün yayılmasına neden olan iki yoldur.</p>
<p>H1N1 virüsü A tipi İnfluenza virüsüdür. Normal grip virüsü, İspanyol gribi virüsü ve domuz gribi virüsü H1N1' in değişik alt tipleridir. Dr. Taubenberger 1918 gribine yol açan virüsle günümüz grip virüsünü karşılaştırdığında virüsün toplam 4400 amino asitinden sadece 25-30 kadarının değiştiğini görmüştür. Bu kadar küçük değişim ortaya İspanyol gribi virüsü gibi bir katil ortaya çıkarmıştır. 1918-1919 yılları arasında dünya genelinde 50 ila 100 milyon insanın ölümüne neden olmuştur. Günümüzde grip vakalarının yarısından fazlasına öldürücü olmayan daha az zararlı H1N1 virüsü neden olmaktadır.</p>
<p>Domuz gribinin insanlardaki belirtileri hemen hemen normal grip belirtileriyle aynıdır. Ateş, öksürük, boğaz ve vücut ağrıları, baş ağrısı, titreme, yorgunluk, bazen kusma ve ishalde görülebilir. Zatürre ve solunum sıkıntısı bazı ölüm vakalarına neden olmuştur. Domuz gribi insanların mevcut hastalıklarıyla çok daha kötü neticelere yol açabilir.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-699" title="CORRECTION Mexico Swine Flu" src="http://www.sonefe.org/wp-content/uploads/2009/04/swine_flu3.jpg" alt="CORRECTION Mexico Swine Flu" width="310" height="162" /></p>
<p>Ameikan Hastalıkları Kontrol ve Önlem Merkezi (CDC) her ne kadar şu anda oseltamivir ve zanamivir gibi antiviral ilaçların kullanılmasını tavsiye etse de şu anda domuz gribinin bilinen bir aşısı yok. Domuz gribine neden olan H1N1 virüsü insanlarda normal gribe neden olan H1N1 virüsünden antijenik (virüsün dış çevresinde bulunan bir nevi kimliğini belirten proteinler) olarak farklı olduğu için insanların olduğu grip aşısı bu virüse kadar etkili değil. CDC , domuz gribi virüsünün bir <strong>pandemiğe </strong>(bir kıta, hatta tüm dünya yüzeyi gibi çok geniş bir alanda yayılan ve etkisini gösteren salgın hastalık) dönüşebileceği uyarısında bulundu.</p>
<p>Allah hepimizi korusun bu tip hastalıklarla imtihan etmesin.</p>
<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a title="Post on Google Buzz" class="google-buzz-button" href="http://www.google.com/buzz/post" data-button-style="small-button" data-url="http://www.sonefe.org/2009/04/26/domuz-gribi-dunyayi-tehdit-ediyor/"></a><script type="text/javascript" src="http://www.google.com/buzz/api/button.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sonefe.org/2009/04/26/domuz-gribi-dunyayi-tehdit-ediyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bükreş&#8217;te bayram coşkusu</title>
		<link>http://www.sonefe.org/2008/10/02/bukres-de-bayram-coskusu/</link>
		<comments>http://www.sonefe.org/2008/10/02/bukres-de-bayram-coskusu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 02 Oct 2008 15:35:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sonefe</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler ve Aktiviteler]]></category>
		<category><![CDATA[bayram]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.efem.dnip.net/?p=466</guid>
		<description><![CDATA[Romanya'da müslümanlar bayram namazını kılmak için camilere akın etti. Özellikle Dobruca Bölgesindeki camileri soydaşlar doldurdu. Yüzlerce vatandaş Bükreş'de bulunan cami ve mescitleri doldururken, Bükreş Camii'nde bayram namazı coşkusu fazlasıyla yaşandı. İşadamları ve işçilerlerden oluşan gurbetçi ve soydaşlar bayram namazını çoğunlukla Bükreş Camii'nde kılmayı tercih etti. Ramazan Ayı'nın geride bırakmanın hüznünü yaşayan Müslümanlar, güne bayram coşkusuyla uyandı. Sabahın ilk ışıklarıyla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://medya.todayszaman.com/romanya/2008/09/30/bayramlasma.jpg" rel="lightbox[466]"><img class="alignleft" style="margin: 5px;" src="http://medya.todayszaman.com/romanya/2008/09/30/bayramlasma.jpg" alt="" width="126" height="102" /></a><span class="detay-spot">Romanya'da müslümanlar bayram namazını kılmak için camilere akın etti. Özellikle Dobruca Bölgesindeki camileri soydaşlar doldurdu. Yüzlerce vatandaş Bükreş'de bulunan cami ve mescitleri doldururken, Bükreş Camii'nde bayram namazı coşkusu fazlasıyla yaşandı. İşadamları ve işçilerlerden oluşan gurbetçi ve soydaşlar bayram namazını çoğunlukla Bükreş Camii'nde kılmayı tercih etti.</span> Ramazan Ayı'nın geride bırakmanın hüznünü yaşayan Müslümanlar, güne bayram coşkusuyla uyandı. Sabahın ilk ışıklarıyla bayram namazını kılmak için yola koyulan Müslümanlar Bükreş Camii'ne akın etti. Ramazan ayında büyük yoğunluk yaşanan Bükreş Camii'nde, bayram namazında da tıklım tıklım doluydu. <span id="more-466"></span><object width="425" height="355"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/ma23UUag4ok&amp;rel=0"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/ma23UUag4ok&amp;rel=0" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="355"></embed></object></p>
<p>Vatandaşlar sabahın erken saatlerinden itibaren caminin iç -dış avlusunu ve bahçesini doldurdu. İmamın verdiği ve "Allah'ın rahmetinden ümidi kesmemek" konulu vaazı dinleyen vatandaşlar daha sonra, namaz için ayağa kalktı. Vatandaşlar namazın ardından hep bir ağızdan tekbirler getirerek dua etti. Hutbenin konusu ise, 'Bayramda üzerimize düşen vazifeler' idi.</p>
<p>Namazın bitişiyle birlikte ilk bayramlaşmalar da cami avlusunda yaşandı. Coşkulu kalabalık birbiriyle kuçaklaştı. Namazdan çıkan vatandaşlar bayramın tüm insanlara hayırlar getirmesini temenni etti.</p>
<p>Zaman-Romanya</p>
<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a title="Post on Google Buzz" class="google-buzz-button" href="http://www.google.com/buzz/post" data-button-style="small-button" data-url="http://www.sonefe.org/2008/10/02/bukres-de-bayram-coskusu/"></a><script type="text/javascript" src="http://www.google.com/buzz/api/button.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sonefe.org/2008/10/02/bukres-de-bayram-coskusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
<enclosure url="http://www.efem.dnip.net/wp-content/uploads/2008/10/bayram_namazi.avi" length="991232" type="video/x-msvideo" />
<enclosure url="http://www.efem.dnip.net/wp-content/uploads/2008/10/bayram_namazi1.avi" length="991232" type="video/x-msvideo" />
		</item>
		<item>
		<title>Piclens ile resimleri görüntülemek aklınızı başınızdan alacak</title>
		<link>http://www.sonefe.org/2008/04/16/piclens-ile-resimleri-goruntulemek-aklinizi-basinizdan-alacak/</link>
		<comments>http://www.sonefe.org/2008/04/16/piclens-ile-resimleri-goruntulemek-aklinizi-basinizdan-alacak/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Apr 2008 22:09:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sonefe</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler ve Aktiviteler]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji ve Bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[piclens]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.efem.dnip.net/?p=145</guid>
		<description><![CDATA[İçerisinde bol bol görüntü olan Flickr, DeviantArt, Google Image Search gibi internet sitelerinde dolaşırken, bilgisayarınızın bu görüntüleri size gelecekten fırlamış gibi görünen 3 boyutlu ve kullanışlı bir arayüzle sunmasını ister misiniz? Eğer internet tarayıcısı olarak Firefox kullanıyorsanız (ki kullanmayanlara mutlaka edinmelerini tavsiye ederim), PicLens adlı eklenti sayesinde bunu kolayca sağlayabilirsiniz. PicLens’i kullanabilmek için Firefox’un Araçlar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" style="float: left; margin: 5px;" src="http://www.piclens.com/site/images/header-piclens.jpg" alt="" width="352" height="186" />İçerisinde bol bol görüntü olan Flickr, DeviantArt, Google Image Search gibi internet sitelerinde dolaşırken, bilgisayarınızın bu görüntüleri size gelecekten fırlamış gibi görünen 3 boyutlu ve kullanışlı bir arayüzle sunmasını ister misiniz? Eğer internet tarayıcısı olarak Firefox kullanıyorsanız (ki kullanmayanlara mutlaka edinmelerini tavsiye ederim), PicLens adlı eklenti sayesinde bunu kolayca sağlayabilirsiniz. PicLens’i kullanabilmek için Firefox’un Araçlar menüsünden Eklentiler’e tıklayın, arama kısmına PicLens yazın ve ilk sırada çıkan PicLens uygulamasını, üzerine tıklayarak tarayıcınıza kurun. <span id="more-145"></span>Şimdi örneğin, google image search'e girin (yada bir önceki, bilgisayar faresi ile ilgili habere gidin) ve farenin imlecini sayfadaki herhangi bir küçük görüntünün üzerine getirip bekleyin. Görüntünün sol alt köşesinde üçgen şeklinde bir simge belirecektir. Bu simgeye tıklayın... ve sürpriz!</p>
<p><img src="http://www.piclens.com/site/images/tutorial-activate.jpg" alt="" width="540" height="500" /></p>
<p>Artık internette sayfalar dolusu görüntü arasında keyifle dolanabilirsiniz. Piclens ile sayfaları teker teker açmanıza gerek yok.Tüm resimleri tıklanabilir 3 boyutlu şerit halinde sizin için sıralıyor.</p>
<p><img src="http://www.piclens.com/site/images/tutorial_wall.jpg" alt="" width="540" height="500" /></p>
<p><img src="http://www.piclens.com/site/images/tutorial_attribution.jpg" alt="" width="540" height="407" /></p>
<p>Resmi sitesinden en son versiyonunu indirirseniz piclensin kendi arama motoru içerisinden youtube'u seçtiğinizde videoları da aynı şekilde sıralıyor ve tıkladığınız videoyu enfes bir görüntü eşliğinde oynatıyor.</p>
<p><img src="http://www.piclens.com/site/images/tutorial-youtube-callout.png" alt="" width="236" height="127" /></p>
<p>Bu kadarla bitmedi. Web tasarımcıları ve hele hele wordpress kullanan blog sahipleri bu eklenti ile haberlerine ekledikleri resimleri çok canlı hale getirebilirler. Bu sitede olduğu gibi <img src='http://www.sonefe.org/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p><a href="http://www.piclens.com/site/firefox/tutorial_pl_ff_16.php" target="_blank">http://www.piclens.com/site/firefox/tutorial_pl_ff_16.php</a></p>
<p>Piclensin nasıl bir şey olduğunu görmek için aşağıdaki videoyu izleyin.</p>
<p><object width="425" height="355"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/i0JAAlONQMU&amp;rel=0"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/i0JAAlONQMU&amp;rel=0" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="355"></embed></object></p>
<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a title="Post on Google Buzz" class="google-buzz-button" href="http://www.google.com/buzz/post" data-button-style="small-button" data-url="http://www.sonefe.org/2008/04/16/piclens-ile-resimleri-goruntulemek-aklinizi-basinizdan-alacak/"></a><script type="text/javascript" src="http://www.google.com/buzz/api/button.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sonefe.org/2008/04/16/piclens-ile-resimleri-goruntulemek-aklinizi-basinizdan-alacak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bilgisayar faresinden yapılan modeller</title>
		<link>http://www.sonefe.org/2008/04/15/bilgisayar-faresinden-yapilan-modeller/</link>
		<comments>http://www.sonefe.org/2008/04/15/bilgisayar-faresinden-yapilan-modeller/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Apr 2008 21:11:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sonefe</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler ve Aktiviteler]]></category>
		<category><![CDATA[fare modelleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.efem.dnip.net/?p=134</guid>
		<description><![CDATA[Eğitim ve öğretimde öğrencilerin bizzat aktif olması, hele hele biyoloji gibi derslerde elleriyle tutmaları, deney yapmaları, dokunmaları, canlandırma yapmaları ve hatta modelleme yapmaları dersin verimini inkar edilemeyecek seviyede artırmaktadır. Zaman zaman öğrencilerime model yapma ödevleri vermekteyim. Öğrenciler çok farklı hayal güçleri ve kabiliyetlere sahipler. İyi yönlendirme ile güzel neticeler ortaya çıkabilir ama bu tip etkinliklere [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft" style="float: left; margin: 5px;" src="http://guy-sports.com/fun_pictures/makeup_mouse.jpg" alt="" width="178" height="136" />Eğitim ve öğretimde öğrencilerin bizzat aktif olması, hele hele biyoloji gibi derslerde elleriyle tutmaları, deney yapmaları, dokunmaları, canlandırma yapmaları ve hatta modelleme yapmaları dersin verimini inkar edilemeyecek seviyede artırmaktadır. Zaman zaman öğrencilerime model yapma ödevleri vermekteyim.  Öğrenciler çok farklı hayal güçleri ve kabiliyetlere sahipler. İyi yönlendirme ile güzel neticeler ortaya çıkabilir ama bu tip etkinliklere çok alışık olmayabilirler. İlk gelen örnekler çok basit şeyler olabilir. 10. sınıf öğrencilerimin ilk defa yapacakları modeller geldiğinde burda paylaşırım. Fakat bugün branşımın dışında bir alandan birkaç tasarım örneği sunacağım. Nihat Üstündağ isimli bir ilköğretim öğrencisi bilgisayar faresinin parçalarını kullanarak ilginç modeller yapmış. Çocukların hayal gücü ve el becerisine şaşırmamak mümkün değil. Tebrikler...<span id="more-134"></span></p>
<p>Resimleri çok özel 3 boyutlu galeri şeklinde görmek için linki tıklayınız. [piclens-lite-link] (3 boyutlu galeriyi kullanabilmek için yüklemesi sadece bir iki dakikanızı alacak olan piclens plugin'nini yüklemeniz gerek)</p>
<p><a rel="lightbox" href="http://www.efem.dnip.net/wp-content/uploads/2008/04/cicek3.jpg"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-135" title="cicek3" src="http://www.efem.dnip.net/wp-content/uploads/2008/04/cicek3-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /> </a><a rel="lightbox" href="http://www.efem.dnip.net/wp-content/uploads/2008/04/cicek.jpg"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-136" title="cicek" src="http://www.efem.dnip.net/wp-content/uploads/2008/04/cicek-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /> </a><a rel="lightbox" href="http://www.efem.dnip.net/wp-content/uploads/2008/04/fare.jpg"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-137" title="fare" src="http://www.efem.dnip.net/wp-content/uploads/2008/04/fare-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /> </a><a rel="lightbox" href="http://www.efem.dnip.net/wp-content/uploads/2008/04/kirpi1.jpg"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-138" title="kirpi1" src="http://www.efem.dnip.net/wp-content/uploads/2008/04/kirpi1-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /> </a><a rel="lightbox" href="http://www.efem.dnip.net/wp-content/uploads/2008/04/robot100.jpg"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-139" title="robot100" src="http://www.efem.dnip.net/wp-content/uploads/2008/04/robot100-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /> </a><a rel="lightbox" href="http://www.efem.dnip.net/wp-content/uploads/2008/04/timsah.jpg"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-140" title="timsah" src="http://www.efem.dnip.net/wp-content/uploads/2008/04/timsah-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /> </a><a rel="lightbox" href="http://www.efem.dnip.net/wp-content/uploads/2008/04/u-gemi.jpg"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-142" title="u-gemi" src="http://www.efem.dnip.net/wp-content/uploads/2008/04/u-gemi-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /> </a><a rel="lightbox" href="http://www.efem.dnip.net/wp-content/uploads/2008/04/ucak32.jpg"><img class="alignnone size-thumbnail wp-image-144" title="ucak32" src="http://www.efem.dnip.net/wp-content/uploads/2008/04/ucak32-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a><a rel="lightbox" href="http://www.efem.dnip.net/wp-content/uploads/2008/04/timsah.jpg"> </a></p>
<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a title="Post on Google Buzz" class="google-buzz-button" href="http://www.google.com/buzz/post" data-button-style="small-button" data-url="http://www.sonefe.org/2008/04/15/bilgisayar-faresinden-yapilan-modeller/"></a><script type="text/javascript" src="http://www.google.com/buzz/api/button.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sonefe.org/2008/04/15/bilgisayar-faresinden-yapilan-modeller/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Meyvelerden pil yapın</title>
		<link>http://www.sonefe.org/2008/04/01/meyvelerden-pil-yapin/</link>
		<comments>http://www.sonefe.org/2008/04/01/meyvelerden-pil-yapin/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 01 Apr 2008 07:40:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sonefe</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler ve Aktiviteler]]></category>
		<category><![CDATA[bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[meyve pili]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.efem.dnip.net/2008/04/01/meyvelerden-pil-yapin/</guid>
		<description><![CDATA[Birçoğunuz meyvelerden pil yapılabileceğini duymuştur ama ben ilk defa denedim ve heyecanımı paylaşmak istedim. Bazı meyvelere bakır ve çinko metaller saplayarak elektrik akımı elde etmek mümkün. Hatta birden fazla limonu tıpkı piller gibi seri bağlayarak ampul, saat hatta mp3 çalarınızı çalıştırmanız mümkün. Yani yolculuğa çıkarken mp3 çalarınızla birlikte bir kilo limon da almayı unutmayın. Peki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://uk.gizmodo.com/fruitclock.jpg" align="left" height="164" hspace="5" vspace="5" width="209" />Birçoğunuz meyvelerden pil yapılabileceğini duymuştur ama ben ilk defa denedim ve heyecanımı paylaşmak istedim. Bazı meyvelere bakır ve çinko metaller saplayarak elektrik akımı elde etmek mümkün. Hatta birden fazla limonu tıpkı piller gibi seri bağlayarak ampul, saat hatta mp3 çalarınızı çalıştırmanız mümkün. Yani yolculuğa çıkarken mp3 çalarınızla birlikte bir kilo limon da almayı unutmayın. Peki bu pil nasıl çalışıyor?<span id="more-113"></span></p>
<p>Meyvelerde bulunan tuzlu veya asitli çözeltiye bakır ve çinko metallerini koyduğumuzda küçük voltajlarda elektrik  akımı oluşturan elektrokimyasal reaksiyon gerçekleşir. Bakır ve çinko elektrot vazifesi görür. Bakır pozitif yani katot, çinko ise negatif yani anot olur. Limon suyunun içerisinde herbir elektrotla oksidasyon-redüksiyon tepkimeleri gerçekleşir:</p>
<p>Zn → Zn<sup>2+</sup> + 2 <a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Electron" title="Electron">e</a><sup>- </sup> çinko iki elektron verirken katotda ise hidrojen iki elektron alır.</p>
<p>2H<sup>+</sup>+ 2<a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Electron" title="Electron">e</a><sup>-</sup> → H<sub>2<br />
</sub></p>
<p>Elektronların hareketi de malumunuz elektrik akımını oluşturur. Meyvelerden birçoğunu kullanabilirsiniz ama limon asitliği yönüyle en çok tercih edileni.</p>
<p>Peki nasıl yapacağız limon pilimizi?</p>
<p>Bunun için gerekli olan temel malzemeler,</p>
<p><img src="http://www.seed.slb.com/en/scictr/lab/fruit/images/fruit1.jpg" height="116" width="175" /></p>
<ul>
<li>meyve (limon,patates,muz ..)</li>
<li>Bakır metal (bakır madeni paralar)</li>
<li>Çinko metal (genelde çiviler çinko kaplıdır)</li>
<li>tel</li>
<li>çalıştıracak bir şey (küçük ampul,LED,elektronik saat...)</li>
</ul>
<p>Tek yapmanız gereken şey her bir limona bir bakır para bir çinko çivi saplamanız. Unutmayın limonları seri bağlamak istiyorsanız, bir limonun artısını (bakır para)  diğer limonun eksisine (çivi) bağlayacaksınız.</p>
<p><img src="http://www.seed.slb.com/en/scictr/lab/fruit/images/fruit9.jpg" height="119" width="175" />  <img src="http://www.seed.slb.com/en/scictr/lab/fruit/images/fruit10.jpg" height="121" width="154" /></p>
<p>Size yardımcı olacak çeşitli videoları aşağıda izeleyebilirsiniz.</p>
<p><object width="425" height="355"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/euBpKAWOOlw&amp;rel=0"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/euBpKAWOOlw&amp;rel=0" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="355"></embed></object></p>
<p><object width="425" height="355"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/tGNxEAGMbKo&amp;rel=0"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/tGNxEAGMbKo&amp;rel=0" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="355"></embed></object></p>
<p><object width="425" height="355"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/vvvLTGurxbs&amp;rel=0"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/vvvLTGurxbs&amp;rel=0" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="355"></embed></object></p>
<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a title="Post on Google Buzz" class="google-buzz-button" href="http://www.google.com/buzz/post" data-button-style="small-button" data-url="http://www.sonefe.org/2008/04/01/meyvelerden-pil-yapin/"></a><script type="text/javascript" src="http://www.google.com/buzz/api/button.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sonefe.org/2008/04/01/meyvelerden-pil-yapin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anında Sıcak Buz Yapımı</title>
		<link>http://www.sonefe.org/2008/03/21/aninda-sicak-buz-yapimi/</link>
		<comments>http://www.sonefe.org/2008/03/21/aninda-sicak-buz-yapimi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Mar 2008 14:13:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sonefe</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler ve Aktiviteler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.efem.dnip.net/2008/03/21/aninda-sicak-buz-yapimi/</guid>
		<description><![CDATA[Oldum olası kimya deneyleri biyoloji deneylerinden (mikroskop kullanımı hariç) daha çok ilgi çekmiştir. Ya renk değişir, ya patlama olur, ya duman çıkar ya da kristal oluşur, yani kısacası kısa sürede gözle görülebilen değişiklikler olan deneyler herkesin ilgisini çeker. Elbetteki bu deneyler örneğin fotosentezdeki gibi su bitkisinden çıkan kabarcıkları saymaktan çok daha enteresandır öğrenciler için. Hele [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.admit-one.net/webimages/hotice.jpg" align="left" height="187" hspace="5" vspace="5" width="255" />Oldum olası kimya deneyleri biyoloji deneylerinden (mikroskop kullanımı hariç) daha çok ilgi çekmiştir. Ya renk değişir, ya patlama olur, ya duman çıkar ya da kristal oluşur, yani kısacası kısa sürede gözle görülebilen değişiklikler olan deneyler herkesin ilgisini çeker. Elbetteki bu deneyler örneğin fotosentezdeki gibi su bitkisinden çıkan kabarcıkları saymaktan çok daha enteresandır öğrenciler için. Hele bir de aşağıda videosunu izleyeceğiniz kimyasal reaksiyonu yaptığınızda sınıfınızdaki tüm öğrencilerin onu evlerinde denemek için can atacaklarından emin olabilirsiniz.</p>
<p>Sıcak buz diye adlandırılan bu bileşiğin bir örneğini aşağıdaki videoda görebilirsiniz. Diğer örneği de şu son zamanlarda duymuş olabileceğiniz sihirli ısıtıcılar diyebiliriz.<span id="more-107"></span></p>
<p><object width="425" height="355"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/DPjDO7IlXKI&amp;rel=0"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/DPjDO7IlXKI&amp;rel=0" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="355"></embed></object></p>
<p>Bu deneyde sodyum asetat kullanılıyor. Sodyum asetatın diğer adı da asetik asitin sodyum tuzudur. Çok değişik alanlarda kullanılır. Tekstil sanayiinde atıklarda ki sülfirik asiti nötürleştirmede kullanılır. Gıda sanayinde koruyucu katkı maddesi olarak da kullanılır sodyum diasetat diye adlandırılır ve kodu da E262'dir.</p>
<p><strong>Sodyum asetat trihidrat kristalleri (erime sıcaklığı 58 derecedir) 100 derece civarına ısıtılıp eritilir. Bu eriyik soğutulduğunda su içerisinde süper doygunluğa ulaşmış sodyum asetat çözeltisi elde edilmiş olur. Küçük bir aktivasyon enerjisi çözeltinin tekrar sodyum asetat trihidrat krsitallerine dönüşmesi reaksiyonunu başlatır. Tepkime ekzotermik olduğu için dışarıya ısı verilir.</strong><strong>Bu ısı enerjisi, sihirli ısıtıcıların 55 dereceye varan bir sıcaklığı 1 saate yakın bir süre boyunca (azalarak) vermesini sağlıyor.</strong></p>
<p>Sihirli ısıtıcı yada cep sobası denilen alet nedir diye sorarsanız özellikle sevgililer günü için hazırlanmış bir şeklini aşağıdaki videoda seyredebilirsiniz.</p>
<p><object width="425" height="355"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/ncD4oSfHT4o&amp;rel=0"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/ncD4oSfHT4o&amp;rel=0" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="355"></embed></object></p>
<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a title="Post on Google Buzz" class="google-buzz-button" href="http://www.google.com/buzz/post" data-button-style="small-button" data-url="http://www.sonefe.org/2008/03/21/aninda-sicak-buz-yapimi/"></a><script type="text/javascript" src="http://www.google.com/buzz/api/button.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sonefe.org/2008/03/21/aninda-sicak-buz-yapimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İlginç Kazalar ve Keşifler!</title>
		<link>http://www.sonefe.org/2008/03/17/ilginc-kazalar-ve-kesifler/</link>
		<comments>http://www.sonefe.org/2008/03/17/ilginc-kazalar-ve-kesifler/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 17 Mar 2008 11:59:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sonefe</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler ve Aktiviteler]]></category>
		<category><![CDATA[keşifler]]></category>
		<category><![CDATA[tevafuk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.efem.dnip.net/2008/03/17/ilginc-kazalar-ve-kesifler/</guid>
		<description><![CDATA[İngilizcede serendipity kelimesi kasıt olmadan, kazara yapılan buluş veya keşiflere deniliyor. Kimya, biyoloji, fizik, tıp, ilaç sanayi başta olmak üzere birçok alanda birçok bilim adamı tevafuken (tesadüfen değil) yeni buluşlar yapmışlardır. Burda tevafuk kelimesini seçmemin sebebi tesadüfün bir şuursuzluk, hesapsızlık ve başıboşluk ifade etmesine karşın tevafukun bir İlâhî maksat, bir İlâhî hikmet içerisinde münasip düşmeyi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.inventorsdream.com/images/invention.jpg" align="left" height="162" hspace="5" vspace="5" width="162" />İngilizcede <strong>serendipity</strong> kelimesi  kasıt olmadan, kazara yapılan buluş veya keşiflere deniliyor. Kimya, biyoloji, fizik, tıp, ilaç sanayi başta olmak üzere birçok alanda birçok bilim adamı tevafuken (tesadüfen değil) yeni buluşlar yapmışlardır. Burda tevafuk kelimesini seçmemin sebebi tesadüfün bir şuursuzluk, hesapsızlık ve başıboşluk ifade etmesine karşın <strong>tevafukun </strong>bir İlâhî maksat, bir İlâhî hikmet içerisinde münasip düşmeyi kastetmesindendir. Kainatta tesadüf diye bir şey yoktur, tevafuk vardır. Bizim anlayamacağımız hikmetler vardır olayların arkasında.</p>
<p><strong>Penisilin ve Fleming</strong></p>
<p>Tevafuken yapılan buluşların en meşhuru hepinizin malumu olan Penisilin. Aslında biraz sakar bir bilimadamı olan Alexander Fleming tatile gitmeden önce bakteri kültürlerinin üzerine küf düşürür. <span id="more-106"></span></p>
<p><img src="http://www.accessexcellence.org/AE/AEC/CC/images/s5.gif" height="345" width="360" /></p>
<p>Döndüğünde görürki bakteriler arasında boşluk vardır, yani kabın bazı yerlerinde bakteriler ürememiştir. Küfün bakterilere etki ettiğini bulur, daha sonraları penisilin adı verilen <em>penicillium</em> mantarlarından elde edilen bu madde binlerce insanın enfeksiyonlardan kurtulmasına vesile olacaktır.</p>
<p><strong>Biyoelektrik ve Luigi Galvani</strong></p>
<p><img src="http://www.sil.si.edu/libraries/Dibner/images/Galvani_Opere.jpg" height="204" width="252" /></p>
<p>Bir gün Galvani daha önce statik elektrik deneyi yaptığı masada kurbağa diseksiyonu yaparken asistanı kurbağanın kalça sinirine metal neşter ile dokunur. Kasda kasılma meydana geldiğini gören Galvani biyoelektriği keşfeder.</p>
<p><strong>Pankreasın glikoz metabolizmasına etkisi</strong></p>
<p>Başka bir fizyolojik araştırma için pankreasları alınmış köpeklerin idrarına sineklerin üşüşmesi Oskar Minkowski'nin pankreasın glikoz metabolizmasındaki rolünü keşfetmesine neden oldu.</p>
<p><strong>Aşı ve Edward Jenner</strong></p>
<p><img src="http://www.nlm.nih.gov/medlineplus/ency/images/ency/fullsize/19059.jpg" /></p>
<p>Çiçek hastalığına çare arayan Edward Jenner, süt sağan kızların çiçek hastalığına yakalanmadığını sadece ellerinde veya kollarında kızarıklıklar olduğunu görür.</p>
<p><img src="http://www.nlm.nih.gov/exhibition/smallpox/Images/Large/smallpoxvct.jpg" /></p>
<p>Bunu araştıran Jenner, çiçek hastalığının biraz daha hafif şekli olan sığır çiçek hastalığına maruz kalmış olan bu kızların bir şekilde çiçek hastalığına direnç oluşturduğunu farkedince ilk aşıyı keşfetmiş.</p>
<p><strong>Kızıl Ötesi ışınım ve William Herschel</strong></p>
<p>Işık tayflarının sıcaklık farklarını cam prizma kullanarak araştıran Herschel, termometreleri değişik renkli tüplerin içine koyar.Kontrol basamağı olarak da karanlığa, yani kırmızı spektrumun sonrasına da termometre yerleştirir. Çok gariptirki karanlıkta olan bu termometrede sıcaklık artışı olunca kızıl ötesi ışınımında yapılmıl olur.</p>
<p><img src="http://www.ipac.caltech.edu/Outreach/Edu/Herschel/min3.gif" height="649" width="291" /></p>
<p><strong>Elektromanyetizm ve Oersted</strong></p>
<p>Bir gün ders hazırlığı yapmak üzere malzemelerini toplarken derste kullandığı pilin açılıp kapandığında masasındaki pusulanın sapdığını görür ve elektromanyetizmin temelleri atılmış olur.</p>
<p><img src="http://twistedphysics.typepad.com/cocktail_party_physics/images/2007/10/11/oersted_fig.jpg" /></p>
<p><strong>İnkjet yazıcılar</strong></p>
<p>Canon mühendislerinden biri yanlışlıkla lehim çubuğunu dolma kalemin üzerine koyunca bir süre sonra mürekkep sızdığını görür ve püskürtmeli yazıcılar yapılır.</p>
<p><img src="http://www.metaefficient.com/images/i860_586x225.jpg" height="209" width="231" /></p>
<p><strong>Mikrodalga Fırınlar ve Percy Spencer</strong></p>
<p>Radar araştırmaları için manyetronları (Resimde görülen çok kısa radyo dalgaları veren bir lamba) test eden Spencer cebindeki fıstık ezmesi çikolatanın eridiğini görür ve tahmin edin.. mikro dalga fırın yapılır.</p>
<p><img src="http://www.insight-product.com/graphics/magnetron.jpg" height="315" width="444" /></p>
<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a title="Post on Google Buzz" class="google-buzz-button" href="http://www.google.com/buzz/post" data-button-style="small-button" data-url="http://www.sonefe.org/2008/03/17/ilginc-kazalar-ve-kesifler/"></a><script type="text/javascript" src="http://www.google.com/buzz/api/button.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sonefe.org/2008/03/17/ilginc-kazalar-ve-kesifler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İlginç Bilgiler: Bitkiler</title>
		<link>http://www.sonefe.org/2008/03/15/ilginc-bilgiler-bitkiler/</link>
		<comments>http://www.sonefe.org/2008/03/15/ilginc-bilgiler-bitkiler/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 15 Mar 2008 10:04:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sonefe</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler ve Aktiviteler]]></category>
		<category><![CDATA[bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[İlginç Bilgiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.efem.dnip.net/2008/03/15/ilginc-bilgiler-bitkiler/</guid>
		<description><![CDATA[Bitkilerle ilgili, Ali Ant'ın Evrende Yolculuk kitabının 3. cildinden bazı ilginç bilgiler aktarmak istiyorum. Bitkilerin yapraklarında fotosentez olabilmesi için güneş ışığı almaları gerekmektedir. Bu yüzden birçok bitkinin yaprağı ve dalları rastgele değil, gelen güneş ışığından maksimum derecede istifade edecek şekilde bir Kudret eli tarafından yerleştirilmiştir. Şeker kamışında ise aynı amaç için farklı bir yöntem kullanılır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.sokakkedisi.net/fayda/cicek/sekersarmasigi.jpg" align="left" height="170" hspace="5" vspace="5" width="109" />Bitkilerle ilgili, Ali Ant'ın Evrende Yolculuk kitabının 3. cildinden bazı ilginç bilgiler aktarmak istiyorum.</p>
<p>Bitkilerin yapraklarında fotosentez olabilmesi için güneş ışığı almaları gerekmektedir. Bu yüzden birçok bitkinin yaprağı ve dalları rastgele değil, gelen güneş ışığından maksimum derecede istifade edecek şekilde bir Kudret eli tarafından yerleştirilmiştir. Şeker kamışında ise aynı amaç için farklı bir yöntem kullanılır. Alt yaprakların güneş ışığı alabilmesi için üst yapraklarda delikler bulunur.(Bu bitki aynı zamanda kediler için zehirlidir)<span id="more-104"></span></p>
<p>En ağır ağaç, kökleri ile birlikte 6.720 tondur. En uzun ağaç ise Avustralya'da bulunmuş olup 150 metre yüksekliğindedir.</p>
<p><img src="http://www.humboldt.edu/~sillett/photos/eure/full/2_bigash_3stooges.jpg" height="256" width="190" /> <img src="http://www.holani.com/images/HolaniFlora/Trees/fanpalm.jpg" height="252" hspace="5" vspace="5" width="190" /></p>
<p>Ginkgo türü ağaç dünya üzerinde bilinen en yaşlı bitki türü. Geçmişi 250 milyon yıla dayanır. Bir tür bambunun Çin'de 999 yılında çiçek açtığı bilinmektedir. O zamandan beri 120 yılda bir çiçek açmıştır. Tallipot palmiyeleri ise tam bir asır yaşar ve daha sonra çiçek vererek ölür.</p>
<p>Dev sekinoların ilk defa çiçek açması için 175-200 yıl kadar zaman geçer. Portakal ağaçları 100 yıl kadar meyve verebilir. Fransa'ya getirilen ünlü bir portakala ağacının 473 yıl meyve verdiği kaydedilmiştir.</p>
<p>15 bin çeşit pirinç türü vardır. Petunya ile patates birbiri ile akrabadır ve soğan aslında bir tür zambaktır.</p>
<p>İşte petunya ve patates:</p>
<p><img src="http://www.kaliteliresimler.com/data/media/1021/petunyalar.jpg" height="160" width="176" /> <img src="http://www.mjora.com/lazurimtrl/botanik/123.jpg" height="161" width="133" /></p>
<p>İşte soğan ve zambak:</p>
<p><img src="http://www.nablusi.com/resim/data/media/900/soan_5.jpg" height="257" width="151" /> <img src="http://www.harikasozler.net/data/media/573/www.harikasozler.net_beyazzambask.jpg" height="202" width="274" /></p>
<p><img src="http://www.ecology.info/images/bambu.jpg" align="left" height="147" hspace="5" vspace="5" width="110" />Biri bize sabah kahvaltıda ne otladın dese kızarız; ama aslında doğruyu söylüyordur. Kahvaltıda yediklerimizin çoğu çeşitli çimen türleridir aslında. Yulaf, arpa, buğday, mısır ve şeker kamışı, dışarıdaki çimenler ile çok yakın akrabadırlar. Hep çimenleri kısa biliriz ama 40 metreyi bulan bambu da bir çimendir. Ayrıca bambular bir günde 1 metre kadar büyüyebilirler.</p>
<p>Mallow yabani otunun yaprakları gün boyunca güneşi izler. Daha ilginç olanı güneş battıktan sonra otomatik olarak, sabah güneşin doğacağı yere dönüp beklemeye başlar.</p>
<p><img src="http://static.howstuffworks.com/gif/mallow-cheese.jpg" height="286" width="400" /></p>
<p>At kestanesi bir zamanlar bütün avrupaya yayılmıştı ve çok popülerdi. Bunun sebebi ise tam bir yanlış anlamaydı. Türkler Avrupaya geldiklerinde bu bitkiyi getirmişlerdi ve sıtmaya karşı kullanıyorlardı. Bir kelime karışıklığı sonucunda, Türk atlarının bu bitki ile beslendiğinden, nefesinin çok açık olduğu söylentisi yayıldı. Bunun üzerine ünlü Türk atları ile baş edebilecek atlar yetiştirmek için bütün Avrupa at yemi olarak at kestanesi kullanmaya başladı.</p>
<p><img src="http://www.pureextracts.us/images/products/HORSE_CHESTNUT.jpg" height="375" width="500" /></p>
<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a title="Post on Google Buzz" class="google-buzz-button" href="http://www.google.com/buzz/post" data-button-style="small-button" data-url="http://www.sonefe.org/2008/03/15/ilginc-bilgiler-bitkiler/"></a><script type="text/javascript" src="http://www.google.com/buzz/api/button.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sonefe.org/2008/03/15/ilginc-bilgiler-bitkiler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dünya’nın Çekirdeği ve Demirin İnişi</title>
		<link>http://www.sonefe.org/2008/03/13/dunya%e2%80%99nin-cekirdegi-ve-demirin-inisi/</link>
		<comments>http://www.sonefe.org/2008/03/13/dunya%e2%80%99nin-cekirdegi-ve-demirin-inisi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Mar 2008 08:03:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>sonefe</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler ve Aktiviteler]]></category>
		<category><![CDATA[demirin inişi]]></category>
		<category><![CDATA[dünyanın çekirdeği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.efem.dnip.net/2008/03/13/dunya%e2%80%99nin-cekirdegi-ve-demirin-inisi/</guid>
		<description><![CDATA[Katı yerkürenin çapı ortalama 6.371 km’dir. Yaklaşık 2.900 km derinde bir sınır bölgesi, bir süreksizlik bulunur. Bunu deprem dalgalarının yalnızca bir bölümünün geri yansımasından anlıyoruz. Burası katıdan sıvıya geçiş bölgesidir. Daha iç bölgelerin, yani çekirdeğin, yaklaşık 10 g/cm3 gibi çok yüksek bir yoğunluğu vardır. Ancak demir içeren göktaşları buradaki sıcaklık ve basınç koşulları altında oluşana [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.scienceahead.com/images/earth-core_69.gif" align="left" height="208" hspace="5" vspace="5" width="208" />Katı yerkürenin çapı ortalama 6.371 km’dir. Yaklaşık 2.900 km derinde bir sınır bölgesi, bir süreksizlik bulunur. Bunu deprem dalgalarının yalnızca bir bölümünün geri yansımasından anlıyoruz. Burası katıdan sıvıya geçiş bölgesidir. Daha iç bölgelerin, yani çekirdeğin, yaklaşık 10 g/cm3 gibi çok yüksek bir yoğunluğu vardır. Ancak demir içeren göktaşları buradaki sıcaklık ve basınç koşulları altında oluşana benzer bir yoğunluğa ulaşabilir. Bu nedenle bugün, çekirdeğin daha çok demir ve nikelden oluştuğu varsayılıyor. Daha içte, yaklaşık 5.150 m derinde yeni bir sınır bölgesi daha vardır, bu da oradan sonraki bölümün fiziksel özelliklerinin daha farklı olduğunu gösterir. Büyük bir olasılıkla burası katıdır. 3.500 km’lik bir çapı olan çekirdeğin 175 milyar km3’lük bir hacmi vardır, yani yerkürenin yaklaşık yüzde 16’sını oluşturur. <span id="more-103"></span>Buna karşılık ağırlığı, toplam ağırlığın yüzde 32’si kadardır. Yüzeyindeki elektrik akımlarının da, Dünya’nın manyetik alanının oluşmasına yol açtığı düşünülmektedir.</p>
<p>DEMİRİN İNİŞİ</p>
<p>Ve demiri indirdik.<br />
Hadîd Sûresi, 57:25</p>
<p>KÂİNAT KİTABININ âyetlerinden birine dikkatimizi çeken bu Kur’ân âyeti, birkaç yönden ibretler içeriyor ve mucizeli ifadeleriyle günümüzün anlayışına özellikle hitap ediyor.</p>
<p>Âyetin bu cümlesi, daha başında, demire “İndirdik” sözüyle atıfta bulunarak, konuyu alışılmadık bir biçimde takdim ediyor. Oysa yeryüzündeki bir nimetten söz edildiğine göre, burada “Yarattık, bağışladık, sizin hizmetinize verdik” gibi bir fiilin kullanılması beklenirdi. Fakat âyet, demir nimeti için “İndirdik” buyurmak suretiyle, dikkatlerimizi bir yerlere çekmektedir. Bu durumda bize düşen şey, yapılan vurgunun hikmetini anlamaya çalışmak olacaktır.</p>
<p>Uzunca bir zaman, insanların kullandığı demir, göktaşı kaynaklı demirden ibaret kalmıştır. Yani, yere düşen göktaşlarının içerdiği demiri çıkararak kullanmışlardır. Bu açıdan ele alındığında, insanoğlunun demirle ilk tanışması, onun gökten indirilişi sayesinde mümkün olmuştur denebilir.</p>
<p>Bu konuda discovery channelın hazırladığı belgesellerden yapılan alıntıyı mutlaka izleyin.<br />
<object width="425" height="355"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/cWL7N1Y6H58&amp;rel=0"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/cWL7N1Y6H58&amp;rel=0" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="355"></embed></object></p>
<p>İkincisi: Demir sadece Dünyaya değil, Güneş sistemine de dışarıdan gelmiş, yani, daha geniş semâdan indirilmiştir. Bu konuda kesin olarak bilinen birşey varsa, o da, demirin Güneş Sistemi sınırları içinde üretilmediğidir. Çünkü Güneş Sistemimizin element üretim merkezi olan Güneş, orta çapta bir yıldızdır; bu çaptaki yıldızlardan beklenecek şey, ömürleri boyunca bol bol hidrojen yakarak bunu helyuma çevirmektir. Daha ağır elementler, özellikle demir ve ondan ilerisi ise, çok daha büyük yıldızlara ihtiyaç gösterir, hattâ onların hayatına mal olur. Bu konu bir sonraki yazıda açıklanacaktır. Burada şu kadarını söyleyebiliriz: Ağır elementlerin üretiminde kritik bir noktayı teşkil eden demir ile ondan daha yukarıdaki elementler, Güneşimizden daha önce yaşamış bir yıldızın veya yıldızların ürünüdür ki, Güneş Sisteminin doğuşundan belki yüz milyonlarca, belki de milyarlarca sene önce uzayın derinliklerinde yaratılmış ve oradan sistemimize gönderilmiştir. Dünyamız açısından bakıldığında, bu, Güneş Sisteminin de ötesindeki göklerde üretilmiş bir elementin yere indirilişi anlamına gelir ki, Kur’ân’ın “Demiri indirdik” şeklindeki ifadesi, bu manzarayı gayet uygun ve veciz bir şekilde tasvir etmektedir.</p>
<p>Üçüncüsü: Demir, Dünyamızda bollukla bulunan bir elementtir; metaller arasında en bol olanıdır. Gezegenimizin çekirdeğinin büyük kısmını demir ve nikel teşkil eder. Yerkabuğunu meydana getiren maddelerin yüzde 98’i sekiz tane elementten ibarettir ki, demir, bunlar arasında dördüncü sırada yer alır. Toplam olarak ele alındığında, yeryüzü kütlesinin üçte biri demirden ibarettir. Oysa kâinat genelinde böyle bir demir bolluğuna rastlanmaz. Gerçi hemen hemen bütün yıldızlarda demir elementine rastlanır; ancak oranlar Dünya ile mukayese edilebilecek seviyede değildir. Kâinattaki maddenin yüzde 75’ini hidrojen, yüzde 23’ünü de helyum teşkil eder ki, bu da yüzde 98 eder. Geriye kalan yüzde 2’lik kısmını ise, bu ikisinin dışındaki elementler paylaşırlar. İşte kâinattaki demir miktarı, bu yüzde 2’nin içindedir: Dünyada yüzde 34.5’a karşılık, kâinatta yüzde 2’nin bir fraksiyonu! Açıkça görülüyor ki, Dünyamız düzenlenirken bu konuda çok özel bir muameleye tâbi tutulmuş ve ona demirden bol bol nasip verilmiştir. “Demiri indirdik” ifadesinde, gezegenimize yönelik bu İlâhî nimete bir gönderme vardır; böylelikle, bu nimetin Allah katından bir irade ile indirilmiş bulunduğu hatırlatılmaktadır.</p>
<p>İşte, kâinat kitabı üzerinde ibret nazarlarıyla yapılacak bir göz gezdirme, Dünyamızın gördüğü bu özel muamele ile birlikte, Kur’ân’ın “Demiri indirdik” ifadesindeki nüktelerden de bir kısmını böylece önümüze seriyor.</p>
<p>Ümit Şimşek'in yazısından alıntı yapılmıştır.</p>
<div style="float:left;margin:0px 0px 0px 0px;"><a title="Post on Google Buzz" class="google-buzz-button" href="http://www.google.com/buzz/post" data-button-style="small-button" data-url="http://www.sonefe.org/2008/03/13/dunya%e2%80%99nin-cekirdegi-ve-demirin-inisi/"></a><script type="text/javascript" src="http://www.google.com/buzz/api/button.js"></script></div>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sonefe.org/2008/03/13/dunya%e2%80%99nin-cekirdegi-ve-demirin-inisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

