Ölü taklidi yapan hayvanlar
Bir kuşun, yaralı taklidi yaparak düşmanlarından kurtulabileceğini; bir böceğin, termit kokusunu taklit ederek termit yuvasında saklanabileceğini; bir tırtılın kraliçe karıncanın sesini taklit ederek adeta karınca kolonisinde kraliçe muamelesi göreceğini bilmesi mümkün değildir. Yüce Rabbimiz doğadaki canlıların her birini içinde bulunduğu ortama uygun farklı özelliklerle yaratmıştır. Bu özelliklerden biri de canlıların düşmanları tarafından fark edilmelerini önlemek ve avlanmaları için yaratılan taklit yeteneğidir. Bazı hayvanlar ise kendilerini savunmak için çok enfes ölü taklidi yaparlar. İnanması güç ama köpekbalıkları, bazı böcekler, yılanlar, keseli sıçanlar bu hayvanlardan bazılarıdır. Bu taklit etme bazı hayvanlarda reflekstir (tonic immobility) bazı hayvanlarda ise uyarlama veya içgüdüseldir (thanatosis). Bu davranışa ölü taklidi yapmak anlamına gelen playing possum da denilir.
Sıradışı soğukkanlı; Deri sırtlı deniz kaplumbağası
Deri sırtlı deniz kaplumbağası (Dermochelys coriacea), 2 metreye ulaşabilen boyu ve 600 kilograma varabilen ağırlığıyla, yaşayan en büyük kaplumbağadır. Tüm tropikal ve tropik altı okyanuslarda bulunan deri sırtlı deniz kaplumbağası, Dermochelys cinsi ve Dermochelyidae familyası içinde varlığını sürdüren tek türdür. Deri sırtlılar, yalnızca büyüklükleriyle değil, kabuklarının temelde bağ dokudan oluşması ve kendi boyutlarındaki bir sürüngenden beklenebilecek olanın üç katı kadar metabolizma hızına sahip olmaları gibi eşsiz özellikleriyle de diğer deniz kaplumbağalarından ayrılırlar.
Motorola milestone Android 2.1 nasıl root edilir?
Geçtiğimiz nisan ayı içerisinde motorola milestone avrupada android 2.1 güncellemesini aldı. Tabii yeni güncellemeyle beraber eğer önceki versiyonda root haklarınız var idiyse kaybettiniz. Ama üzülmeyin, artık android 2.1, motorola milestone root edilebiliyor. Peki root hakkı elde etmenin avantajları nelerdir? Telefonunuzda bir nevi daha üstün yönetim hakkı kazanıyorsunuz. Normalde kullanamayacağınız bazı programları kullanabiliyorsunuz. Örneğin, wireless tethering, telefonunuzu kablosuz ağ bağlantısı olarak kullanabiliyorsunuz, root explorer gibi programlarla telefonunuz normalde ulaşılamayacak yerlerine, sistem dosyalarına ulaşabilirsiniz. Android market bazı ülke gurupları için farklı farklıdır. Sadece amerikadaki android marketten sunulan bazı programlara sadece market enabler isimli programla ulaşabilirsiniz ki bu program root özelliğiniz olmadan çalışmaz. Telefonunuzu overclock yapabilir verimini artırabilirsiniz.
Hem donuyorlar hem 3 ay nefes almıyorlar;boyalı kaplumbağalar
Soğuk iklimde yaşayan tatlı su kaplumbağası türü olan boyalı kaplumbağalar(Chrysemys picta) sonbaharda derin bir nefes alıp dibe dalarlar ve ilkbahara kadar bir daha su yüzüne çıkmazlar. Bu geçen sürede adeta kış uykusuna yatmış gibi oksijensiz bir şekilde çamura batmış halde kalırlar. Bütün omurgalıların oksijene ihtiyaç duyduğu göz önüne alınırsa, bunların çamur içinde uzun bir süre canlı kalabilmeleri ilginçtir. Bu tür kaplumbağalar, 3°C’- de en az üç ay oksijensiz kalabilmektedirler. Bir diğer şaşırtıcı özellik ise boyalı kaplumbağa yavrular yumurtadan çıkar çıkmaz donuyorlar (supercooling). Mevsim kış olduğu için dıaşrıda yiyecek yok,çıkmanın da bir anlamı yok. Ölmemek için donuyorlar. Hücrelerindeki antifriz madde sayesinde sadece hücre dışı sıvılar donuyor ve hücreler zarar görmüyor. Sonra bahar geldiğinde tamamen normal hayatlarına dönebilirler.
Ele avuca gelmeyen balık; Sülük balığı
Çenesiz balıklar (Agnatha), notokorda (sırt ipliği) çubuk biçiminde omurgaları kıkırdak yapısında olan çeneleri ve yüzgeçleri bulunmayan bir balık sınıfıdır.Yaşayan türlerinda gövde pulları ve gerçek anlamda çene bulunmaz. İskeletleri kıkırdaktan oluşmuştur ve oksijeni çift solungaçlarıyla alırlar. Solungaçlar cep içinde olup dış görünüşleri bir yılanı andırır. Çeneleri ve çift yüzgeçleri yoktur. Çenesiz balıklardan sülük balığının(hagfish), aslında kesin bir balık türü olup olmadığı tartışmalıdır. İlk bakışta yılan balığını andıran sülük balıklarının ürpertici bir yaşama biçimi vardır. Canlı ya da ölü bir balığın gövdesini oyup içine giren bir sülükbalığı beslenerek yoluna devam eder. Etini yiye yiye oyduğu canlı balık uzunca bir süre yaşamını sürdürebilir. Ölmüş iri bir balığın içinde 100'ü aşkın sülükbalığı bulunmuştur. Sülükbalıkları aynı zamanda denizlerin dibindeki çamurlarda ölü ya da canlı solucanlar, yumuşakçalar ve öbür deniz omurgasızlarını bulmak için oyuklar açar.
Derinliklerin korkunç yaratıkları; Vampir Ahtapotlar
Vampir ahtapotlar, Vampyroteuthis infernalis, kafadan ayaklıların, Vampyromorphida takımının yaşayan tek temsilcisidir. Aslında ne ahtapottur ne de mürekkep balığı. İkisine benzer özellik gösteren kendine has bir canlıdır. Vampir ahtapotlar, okyanus derinliklerinde, 600-900 metre arası karanlık sularda yaşarlar. Mavi gözlü, kırmızımsı deriye sahip bu canlıların kolları arasında perde vardır. Kafasından çıkan kulağı andıran iki yüzgeç vasıtasıyla hareket eder. Bu karanlık sularda yaşayan birçok canlı gibi vampir ahtapotlarda ışık yayma özelliğine sahiptirler. Fotofor denilen organlardan ışık yayarlar. Özellikle tehlike anında herbir kolunda bulunan bakterilerin yaydığı mavi ışık av veya avcıların dikkatini dağıtmada çok işe yarar. Işığın olmadığı bu derinliklerde bu denli bir ışık gösterisi vampir ahtapotları oldukça korkunç kılmaktadır.
Ahtapotların iki harika savunma tekniği
Ahtapotlar, yumuşakçaların kafadan ayaklılar sınıfından 8 ayaklı (kollu) hayvanlardır. Kayalar üstünde kollarıyla sürünerek ve suyu hunisinden püskürterek hareket eder. Küçük türleri kayalık ve yarıklar arasında gizlenerek avlanır. İnsan ve büyük hayvanlardan saklanırlar. Çekmenli kollarıyla yengeçleri yakalar, kabuklarını boynuzsu ikiz çeneleriyle ve dişli dilleriyle parçalarlar. Parlak ve ses çıkaran nesnelere karşı çok meraklıdırlar. Ters çevrilip bakılırsa tam ortada kuş gagasına benzeyen sert, koyu renkli ve kesici ağzı görülür. Bunun haricinde ahtapotların vücudunda kemik veya kıkırdak gibi sert yapı yoktur. Neredeyse tamamen kasdan ibaret bu hayvanların birinci savunma tekniği, vücutlarının 10' da biri kadar bile olan yerlere sığabilmesidir. Sert ağız plakaları sığdıktan sonra aslında ahtapotun giremeyeceği yer yoktur.
Kamuflaj sanatçısı dekoratör yengeçler
Dekoratör yengeç, Naxia tumida, Avustralyanın gel-gitlerin yaşandığı ılıman sahillerinde yaşayan küçük yengeç türüdür. Adını, kendini korumak için, kabuğunu deniz dibinden çıkardığı su yosunlarıyla kaplamasından alır. Böylece bu kabuklu deniz hayvanı, saklanmak için miğferlerini yapraklarla donatan askerleri andırır. Eğer resmin üzerine tıklarsanız, açılan resimdeki nesnenin yaşayan bir yengeç olduğunu farkedemezsiniz bile.Hatta bazı türler, özellikle balıklara karşı caydırıcı toksik taşıyan kahverengi yosunları kullanırlar. Böylece sadece kamufle olmazlar aynı zamanda da kimyasal zırh taşırlar. Dekoratör yengeçler etraftan topladıkları malzemeleri çiğneyip, tükrük benzeri bir salgıyla karıştırırlar. Bu kısa zamanda sertleşip yapışkan olan bir maddedir.
Şirin balon balıklarını bir de tehlike anında görün
Tetraodontidae ailesinden bu balıkların 121 türü vardır ve genelde balon balığı yada puf balığı olarak bilinirler. Bu türlerin ortak özelliği gözle görülebilen dikensi yapılara sahip olmalarıdır. Tetraodontidae adı beslendikleri kabuklu eklembacaklıların sert kabuklarını kırmaya yarayan, iki plaka halinde kaynamış dört dişten gelir. Bu şirin masum görünüşlü balığın tehlike anında kendini savunmada ilginç bir yöntemi var. Sırtı dikenli olan balon balıkları, tehlike anında vücudunun içine su alarak şişer. Tam 5 kat büyür. Dikenli balon olur. Avcıların yutmak istemeyeceği şekle döner. Bu kadar mı? Hayır tabiiki
Arslanlara meydan okuyan yılan; Tüküren Kobra
Tüküren kobralar (Naja cinsi) kobra türleri arasında zehirlerini düşmanlarına fırlatabilen nadir hayvanlardandır. İsimlerinin aksine tüküren kobralar aslında zehiri tükürmüyorlar. Yani bu fırlatma işi için ciğerlerine hava çekmeye ihtiyaç duymazlar. Zehir bezlerinin kasılmasıyla zehir hassas geometrik açıyla fırlatılıyor. Tüküren kobranın zehiri deriye değdiğinde bir zararı yok, ama göze değerse kalıcı körlüğe neden olabilir. Kobra zehirinin hemotoksik (kana zarar veren) ve nörotoksik (sinir sistemine zarar veren) etkisi vardır. İlk temasda kornea da yanma meydana getirir, eğer hemen yıkanmazsa, tedavi edilmezse kalıcı körlük yapar. Tüküren kobralar kendi zehirlerinin etkisini bildiklerinden olsa gerek düşmanlarının gözlerine nişan alırlar.