Ceset kokan Danaayağı bitkisinin neslini devam ettirmede ilginç yöntemleri
Danaayağı, Helicodiceros muscivorus, Akdeniz adalarında yayılış gösteren bir türdür. İlkbaharda açan bu bitkinin çiçeği, yuvarlak çanağa benzeyen birkaç cm genişliğindeki bölümden (bürgü, spathe) ve bunun ortasındaki parmak benzeri kısımdan oluşur. Helicodiceros muscivorus bitkisi ilk çiçek açtığında ısı, ortamın sıcaklığına bağlı kalmaksızın önceden ayarlanmış bir programa göre üretilir. Bu ısı artışıyla birlikte etrafa bir koku yayılır. Dişi sinekler, bu kokudan dolayı sürü hâlinde bu çiçeklere akın eder. Bilim adamları sineklerin, leşi andıran bu kokusundan dolayı çiçekleri yumurtalarını bırakmak için tercih ettikleri leş olarak algıladıklarını tespit etmiştir. Bu benzerliğin sebeplerinden biri olarak gösterilebilecek oligosülfat yapısındaki birkaç yoğun bileşik, hem bu çiçek kokusunda hem de martı leşinde bulunmaktadır.
Yapılan bir çalışma, sineklerin bu iki kokuyu yayan karışımlara aynı şekilde tepki gösterdiklerini ve kokularındaki benzerlikten dolayı, çiçek ve leşi birbirinden ayıramadıklarını göstermiştir. Danaayağı bitkisinin yaydığı kokuyu alan sineklerin birçoğu çiçeğin içine girer. Sinekler, çiçeğin şekli sayesinde, çiçeğin içine hapsolur. Bu sinekler, kendilerini oraya sevk eden İlâhî İrade’nin kendilerine yüklediği vazifeyi yerine getirinceye kadar oradan çıkamaz. Çiçeğe hapsolan sinekler, daha önceden topladıkları polenleri de beraberlerinde getirmişlerdir. Bitkinin çiçek açtığı gün, dişi çiçekçikler polenleri almak için yeterince olgunlaşmış olmasına rağmen, erkek çiçekçikler polenleri serbest bırakmaz. Sinek hapsolduğu çiçeğin içinden kaçmak için çırpınırken, taşıdığı polenleri dişi çiçek üzerine düşürür. İkinci güne kadar dişi organ tozlaşma özelliğini kaybetmiştir; ama erkek kısım olgunlaşmıştır. Kapalı kısımda çırpınan sinek, bu sefer İlâhî hikmet gereği bu yeni gelişen polenlere yapışır. İlerleyen zamanlarda çiçek biraz daha açılınca sinek cepten kurtulur. Sinek daha sonra başka bir danaayağı çiçeğine, hapsolursa ona da önceki çiçekten aldığı polenleri taşımış olur.
Sonsuz Kudret Sahibi, bu hikmetli hâdiseyle, bize sonsuz ilmiyle tabiatı nasıl tezyin ettiğini göstermektedir. Bitkinin çekici bir koku yayarak ısı üretmesi, sineklerin polenleri bitkiyi taşımasına ve bitkinin üremesine vesile olurken; bu durum aynı zamanda sineklerin de yumurtalarını bırakacakları bir mekân bulmalarına vesile olur. Bu faaliyet tabiattaki kusursuz dengenin bir parçasıdır.
Olaylar bu kadarla bitmiyor. Oluşacak tohumlarında yayılması gerekiyor. Bu konuda da kertenkeleleri vazifelendirmiş Allah. Soğukkanlı hayvanlar olan kertenkeleler, danaayağı bitkisinde hem ısınıyorlar (videoda termal kamerayla görebilirsiniz) hem de çiçeğin içinde kendilerini bekleyen sineklerle besleniyorlar. Bu da aslında kertenkelelere daha sonraları yapacakları iş için önceden verilen bir avans. Çiçekler tohum oluşturduktan sonra yaprakları kaybolur. Aynı kertenkeleler bu sefer oldukça besleyici olan meyveleri yerler. Bu hayvanların sindirim sistemlerinden zarar görmeden geçecek şekilde tasarlanmış olan tohumlar bu şekilde çevreye dağıtılmış olur.
Kör tesadüfler zinciriyle, doğal seleksşyonla bu hayvanların ve bitkilerin bunları düşündüğünü, tasarladığını, sonra ilgili yapıları oluşturduğunu ve sonra bunu genetik koduna işleyip sonraki nesillere aktardığı düşünmek oldukça akıl dışı.
(Sızıntı Dergisinden alıntılar yapılmıştır)
Bu bitki ve kertenkeleyle olan ilişkisini aşağıdaki videoda seyredebilirsiniz.