Ubuntu 10.04 LTS RC dün kullanıcıların hizmetine sunuldu
Bir linux dağıtımı olan Ubuntu her yıl nisan ve ekim aylarında yeni sürüm yayınlıyor. Dün itibariyle 10.04 (nisan 2010) sürümü yayınlandı. Uzun bir aradan sonra içimde tekrar linux kullanma hevesi kabardı. Linux dağıtımları içerisinde, linuxe alışık olmayan kullanıcılar için kullanımı en kolay, kod tabanlı olmaktan çok görsel arayüzü çok kullanışlı olan en iyi linux dağıtımı bence. Dün çıkar çıkmaz bilgisayarıma kurdum. Kurulumda güzel bir yenilik var. Daha önce de olduğu gibi isterseniz canlı CD'den kurmadan kullanabilir yada kurabilir yada bir yenilik olarak tıpkı windows içerisinde herhangi bir program kurar gibi mevcut hard disk partition'larından birine kurabilir ve dual boot kullanabilirsiniz.
Yumurtlayan memeliler – 1; Ekidnalar
Dünya üzerinde bilinen iki tür yumurtlayan memeli bulunmaktadır. Bunlar Monotremler (monotremata) adı verilen ornitorenk (Ormithorhynchus anatinus) ve ekidnadır (Tachyglossus aculeatus),dikenli karıncayiyenler. Bu canlılar sürüngenlerle kimi ortak özellikler taşırlar; onlar gibi küçük yumurtalar meydana getirirler. Kürkle kaplı bir vücutlarının olması, sıcak kanlı (sabit vücut sıcaklıklı) olmaları ve yavrularını sütle beslemeleri ise memelilerle paylaştıkları ortak özeliklerdir. Bu yüzden bu canlılar yumurtlayan memeliler olarak adlandırılırlar.
Kendini, kuyruğunu ısırarak savunan kertenkele
Bilimsel adı Cordylus cataphractus olan armadillo kertenkelesi Güney Afrika çöllerine endemik bir kertenkele türüdür. Ayrıca Armadillo Kuşaklı Kertenkele ya da Diken-Kuyruklu Kertenkele olarakta bilinir. Güney Afrika da bu türün satışı yasaktır. Boyları 16 ila 21 santimetre arasında değişen bu kertenkeleler çok ilginç bir savunma tekniğine sahiptirler. Guruplar halinde yaşamak korunmak için avantajlı olsa da kendilerini korumak için alternatif bir yola da sahiptirler. Tehlike anında kendi kuyruklarını ısırıp, vücutlarının en hassas yeri olan yumuşak karınaltı bölgelerini korurlar.
Gizlice güneşlenen boynuzlu kertenkeleler
Boynuzlu kertenkele (horned lizard) yada bilimsel adıyla Phrynosoma cornutum, bütün vücudu, tıpkı bir iğne yastığına saplı iğneler gibi dağılmış dikenlerle kaplı bir sürüngendir. Diğer tüm sürüngenler gibi hareket edebilmesi için vücut sıcaklığını artırmak zorundadır. Ufak yapılı bu kertenkele, avcılara yem olmadan ısınmak için gizli güneşlenme tekniğini kullanmaktadır. Boynuzlu kertenkeleler vücutlarını tamamen toprağa gömüp sadece kafalarını dışarıda bırakırlar. Deri rengi ve dikenli yapısıyla çevrede kolayda kamufle olur. Yanına kadar yaklaşmadan farketmeniz güçtür. Böyle bir durumda peki vücutlarını nasıl ısıtacaklar? Sonsuz Kudret sahibi Allah, boynuzlu kertenkelelerin kafa yapısını diğer kertenkelelere göre çok farklı yaratmıştır. Gözlerinin arkasında kan depolamak için bir boşluk vardır. Vücutlarındaki kanın bir kısmını bu hazneye doldururlar.
Ceset kokan Danaayağı bitkisinin neslini devam ettirmede ilginç yöntemleri
Danaayağı, Helicodiceros muscivorus, Akdeniz adalarında yayılış gösteren bir türdür. İlkbaharda açan bu bitkinin çiçeği, yuvarlak çanağa benzeyen birkaç cm genişliğindeki bölümden (bürgü, spathe) ve bunun ortasındaki parmak benzeri kısımdan oluşur. Helicodiceros muscivorus bitkisi ilk çiçek açtığında ısı, ortamın sıcaklığına bağlı kalmaksızın önceden ayarlanmış bir programa göre üretilir. Bu ısı artışıyla birlikte etrafa bir koku yayılır. Dişi sinekler, bu kokudan dolayı sürü hâlinde bu çiçeklere akın eder. Bilim adamları sineklerin, leşi andıran bu kokusundan dolayı çiçekleri yumurtalarını bırakmak için tercih ettikleri leş olarak algıladıklarını tespit etmiştir. Bu benzerliğin sebeplerinden biri olarak gösterilebilecek oligosülfat yapısındaki birkaç yoğun bileşik, hem bu çiçek kokusunda hem de martı leşinde bulunmaktadır.
Şınav Çeken Lekeli Kertenkele ve Vücut Isısının Dayanılmaz Cazibesi
Kaliforniya civarında yaşayan lekeli kertenkeleler (side-blotched lizard) vücut sıcaklıklarını artırmak için arazide bulunan kayalara çıkarlar. Kayalar topraktan en az 5 derece daha sıcak oluyorlar. Kayalar ne kadar büyük ve yüksek olursa o kadar uzun süre sıcaklıklarını koruyabilirler. Bu yüzden en büyük kayalığı kapma işi erkek kertenkeleler için bir mücadeleye dönüşür. En güçlü erkek en büyük kayalığı kapar. Her bir kertenkele kendi kayalığına sahip çıktığını göstermek için şınav çekme hareketi yapar. Bu inip kalkma hareketiyle etraftaki diğer kertenkelelere mesaj verir. Erkekseniz yaklaşmayın. Olay bu kadarla bitmiyor tabii. Dişi kertenkeleler ise çiftleşecek eşlerini vücut sıcaklığına göre seçiyorlar. Vücudunun alt gövdesi ne kadar sıcaksa o kadar makbul. İşte kertenkelelerin bu maceralarını termal kamera aracılığıyla seyretmek isterseniz aşağıdaki videoya bakın.
Deniz İguanalarını bir de termal kamerayla seyredin
Deniz iguanaları sürüngenler gurubundan bir tür kertenkeledir. Görünüşlerinin aksine otçul olan bu hayvanlar ekvatora yakın bölgelerde kayalıklarda yaşamaktadırlar. Denizde bulundukları için ve bitkilerle beslendikleri için mecburen denize dalıp su yosunlarını yemek zorundadırlar. Soğukkanlı hayvan olmaları sebebiyle sabit vücut sıcaklıklığına sahip olmayan bu hayvanlar harekt edip beslenebilmek için vücutlarını ısıtmak zorundalar. Koyu renkli, ışığı emen derileriyle, sıcak kayalıklarda bir süre yatarak vücut sıcaklıklarını 37 dereceye kadar çıkartırlar. Sonra ergen iguanalar dalışa geçer. Ekvatora yakın bölgelerde yaşadıkları halde soğuk su akıntıları su sıcaklığı 15-16 dereceye kadar düşürmüştür buralarda. 5 metre kadar derinliklerde su yosunları yerken vücut sıcaklıkları 10 derece kadar düşer. Çok ilginç bir şekilde ısı kaybını yavaşlatmak için bacaklarına ve dış uzuvlarına giden kan deveranını azaltır. 5-10 dakika beslendikten sonra çıkmak zorunda kalır. Sonra tekrar vücudunu ısıtmaya başlar.
Beyindeki Gümrük; Kan Beyin Bariyeri
Kan-beyin bariyeri, suda çözünen maddelerin kandan merkezî sinir sistemine -yani beyne- geçişini kısıtlayan bir engelleme sistemidir. Bu ifade, 1902 yılında Alman mikrobiyolog P. Ehrlich tarafından ortaya atılmıştır. Ehrlich, Tripan mavisi isimli bir boya maddesini toplardamarlar yoluyla (intravenöz yolla) hayvanlara enjekte ettiğinde, hayvanların beyni hâriç diğer organlarının boyandığını tespit eder. Bunun üzerine kandan beyne geçişi engelleyen bir yapının olduğunu düşünür ve bu yapıyı kan-beyin bariyeri olarak isimlendirir.