Kendi Temiz Havanı Kendin Üret
Hava kirliliği günümüzde çok ciddi bir problemdir. Hava kirliliği yüksek seviyede olan şehirlerde hava kirliliği birçok hastalığa sebep olmaktadır. Hava kirliliğinin zirvelerde olduğu şehirlerden biri olan Delhi'de yılda onbinlere varan insanlar hava kirliliğinin yol açtığı hastalıklardan ölmektedir. Paharpur İş Merkezi ve Yazılım Teknolojisi Parkının hem CEO'su hem müdürü olan Kamal Meattle de yıllar önce hava kirliliğinden ciddi etkilenenlerden biri. Doktorları Kamal'ın çevresindeki havaya alerji olduğunu ve ciğer kapasitesinin %70 oranında düştüğünü söylediler. Ölüm tehlikesiyle karşı karşıya kalan Kamal Meattle ölüm istatistikleri arasında yer almak istemedi ve mücadelesini bırakmadı. NASA'nın yaptığı çalışmaların da yardımıyla yeşil iş merkezleri, yeşil ofisler kavramını hayata soktu. Paharpur İş Merkezinde 300 civarında çalışana karşılık 1200 kadar bitki mevcut. Yapılan çalışmaların neticesinde sadece 3 değişik, her yerde bulunabilen ev bitkisiyle kapalı ortamlarda ihtiyaç duyduğumuz havayı üretebiliriz.
Birbirleriyle Konuşan Bakteriler ve Yeterli Çoğunluk Algılanması
Bakteriler çekirdeksiz (Prokaryot) hücreye sahip bağımsız yaşayabilen tek hücreli mikroorganizmalardır. Bakteriler ortalama 0,5-2 µm boyutlarındadırlar. Bakteriler o kadar yaygındır ki bugün dünyamızda bakterinin bulunmadığı yer yoktur diyebiliriz. En çok organik atıkların bol bulunduğu yerlerde ve sularda yaşarlar. Bununla beraber, -90 0C buzullar içinde ve +80 0C kaplıcalarda yaşayabilen bakteri türleri de vardır. Hava ile ve su damlacıkları ile çok uzak mesafelere taşınabilirler. Sadece bağırsaklarımızda yaşayan bakterilerin sayısı dünya nüfusundan fazladır. Ağzımızda 400 den fazla bakteri çeşiti vardır. Vücudumuzda tabii olarak bulunan bu bakteriler birçok işlemde bize yardımcı olmaktadırlar. Bu konudan probiyotik adlı yazımda bahsetmiştim. Bunların çoğundan haberdar değilizdir, ne zaman ki bazı bakteriler hastalığa yol açar biz baktriler o zaman duyarız. Aslında hastalık yapıcı bakteriler yararlı bakterilere nispetle daha azdır. Bakterilerin küçük olmaları sebebiyle herhangi bir işlemi yapabilmesi için sayıca artması gerekir. Yani topluluk olarak haereket etmeleri şart. Bunun içinde elbetteki iyi bir iletişim gerekli. Princeton Üniversitesinden moleküler biyolog Bonnie Bassler bakterilen bazı kimyasallar aracılığıyla adeta birbirleriyle konuştuğunu keşfetmiştir.
Hayvanlarda Azotlu Atıkların Atılma Stratejileri
Azot hem proteinlerin hem de DNA'nın yapısında bulunan canlılar için çok önemli bir elementtir. Minimum israf prensibiyle çalışan canlı yapıları fazlalık proteinleri vücuttan doğrudan atmaktansa, o proteinin kullanılabilecek karbon, hidrojen, oksijen içeren kısmı azottan ayrılır. Azotlu bileşikler hücreler için zehirlidir. Ama geri kalan elementler başka organik bileşiklerin yapılmasında kullanılabilir. Hayvanlar yaşadıkları ortama göre bu azotlu bileşikleri atacak uyum mekanizmaları ile yaratılmışlardır. Metabolik atıkların çoğu suda çözünebilen maddeler olduğundan, bu atıkların türü ve miktarı hayvanları aynı zamanda su dengelerini sağlamada önemli rol oynar. Azotlu organik bileşiklerin çoğu parçalandığında amonyak elde edilir. Amonyak oldukça zehirlidir. Bazı hayvanlar amonyağı olduğu gibi atarken bazı hayvanlar ise amonyağı başka azotlu bileşiğe çevirir. Ama bunun da bazı bedeli vardır tabii.
Suni Tatlandırıcılarda Kalori Yok mu?
Tat alma, beş duyudan biridir. Dil'e temas eden yiyeceklerin dilde bulunan tat tomurcukları içerisindeki kemoreseptörler (yada daha yaygın adıyla kemosensör) tarafından algılanması sonucu oluşur. Bilinen beş farklı tat vardır; Tatlı, Ekşi, Tuzlu, Acı ve Yakıcı'dır. Bazı bilim adamları; yağlı, metalik gibi tatların olması gerektiğini öne sürüyor. Yaygın kanının aksine biber acı değil yakıcıdır. Acı olan cisimler kahve, greyfurt, kakao ve benzeri şeylerdir. Bu farklı tatlar kemosensörlerin bazı maddelere duyarlılığından ortaya çıkıyor. Örneğin tuzlu tat sodyum iyonlarının, ekşi hidrojen iyonlarınınn, acı tat quinine maddesinin kemosensörlerin elektrik sinyali üretmeine yol açtığı için oluşur.