Biyo-Tek Günlüğüm…

15Nis/080

Öğle Uykusu (Kaylule)

Günboyu çalışan ve sürekli faal durumda olan insanın belli vakitlerde, özellikle öğleyin uyuması yaradılışından gelen, tabiî bîr hâldir. Acaba insanın-hele beton yığını, elektrik ağı ve gürültünün arasında yorgun düşen günümüz insanının-günboyu yoğun bir şekilde çalıştıktan sonra geceleyin rahat bir şekilde uyuması sağlık açısından yeterli midir?! "Hayır!" diyor Max Planck Enstitüsü Uyku Araştırma Dalı uzmanları ve psikologlar...

Fıtriliği kat'i olarak anlaşılan öğle uykusu, insan sağlığı ve zindeliği açısından büyük rol üstlenmektedir...

İnsan vücudu en çok hangi saat dilimlerinde uyku ihtiyacı duyar?
Gün içerisinde iki kez vücut ısısı düşer. Birisi sabaha karşı 03.00 sıralarında, diğeri ise öğleden sonra 14.00- 15.00 saatleri arasında olur. İnsanların öğle yemeğinin ağırlığına bağladığı bu rehavet dönemi, aslında vücudun uykuya en meyilli olduğu saat dilimidir. Bu saat aralıkları uykunun en kaliteli olduğu zamandır. Kaliteli uyku, insan vücuduna uzun süre uyumaktan çok daha fayda sağlar.

Dr. Mehmet İbiş "Özellikle Akdeniz ülkelerinde, örneğin Yunanistan'da öğleden sonra ara verilir. Bu aralarda "siesta" adı verilen kısa uykularını yaşarlar. Siesta, altıncı saat demek. Sabah 6"da kalktıklarını varsayarsak, öğle 12"de uyuyorlar" diyor.

Öğle uykusunun süresi ne kadar olmalı?
Çocuklar yaklaşık 1-2 saat öğle uykusuna ihtiyaç duyar. Erişkinler içinse 15-20 dakika yeter. Memorycenter Nöropsikoloji Merkezi"nden Prof. Nevzat Tarhan, bu uykuların yarım saatle sınırlanması gerektiğine dikkat çekiyor: "Öğle uykusu; yorgun, enerjisi azalmış vücudun ve beynin soluk almasını sağlıyor. Beynin yıpranmasını önleyici etkisi var; fakat yarım saati geçmemeli. Yoksa gece uykusuzluğa sebep olur."

Öğle Uykusunun yararınına dair bilimsel deneyler

Max Planck Enstitüsünde uyku araştırmacısı vazifesini yürüten Dr. Zulley, iş yerlerinde çalışanlar üzerinde yaptığı gözlemlerinin ışığında laboratuvarda da aynı ortam muhafaza edilmek suretiyle öğle uykusu üzerinde araştırmalarda bulundu.

Deneğin vücudunun belli merkezlerine bağlanan ölçüm cihazı kasların gerilimini, hareketlerini ve tansiyonu kontrol etmekte, elektrotlar ise beyin dalgalarını ve göz hareketlerini kaydetmektedir.Vücut ısısı da bir taraftan izlenmektedir.İki saat kadar süren bu gözlemin neticesinde elde edilen 80 m.lik bilgisayar dökümanları bize şunu fısıldıyordu: Öğle uykusu insanın kalbini, beynini,ruhunu,hasılı umum vücut mekanizmasını ayarlayan ve yoluna koyan tabii bir hadisedir...İşte bunlar,fıtriliğini kat'i olarak kabul ettiğimiz öğle uykusunun uyku ritimlerinin temelini oluşturmaktadır...

Uyku araştırmacısı Jim Horne ise vücut ritminin bir işareti olarak vücut sıcaklığını kullandı. Deneğin vücut sıcaklığı, zihnî kabiliyete paralel olarak gündüz yükseliyor, gece düşüyordu. Öğleden sonra zinde ve hafif, sabahın erken saatlerinde ise yarı uyur durumda oluyorlardı.

Öğle uykusu, beden ve ruh sağlığı açısından gece uykusuna göre daha müessirdir. Öğle uykusu, gece kalkmaya yardımcı olduğundan sünnet olduğu gibi, aynı zamanda hem ömrün, hem de rızkın artmasına vesile olmaktadır. Çünkü yarım saat öğle uykusu (kaylûle) iki saat gece uykusuna denk gelmektedir. Demek, ömrüne her gün bir buçuk saat ilâve ediyor. Rızık için çalışma müddetine yine birbuçuk saati ölümün kardeşi olan uykunun elinden kurtarıp yaşatıyor ve çalışma zamanına ilâve ediyor .

Batılı bilim adamlarının yeni keşfettiği bu hakikat Yüce Rehber'in (sav) hayatında yer almaktadır. O'nun (sav), gece kalkmayı kolaylaştırmak için ümmetine öğleyin bir miktar uyumayı tavsiye ettiğini ve kendisinin de devamlı olarak öğleden sonra bir miktar uyuduğunu hattâ çoğu kez askerî harekât esnasında bile öğle uykusunu terk etmediğini görmekteyiz.

Demek âlemlere rahmet olarak gönderilen O Zât (sav), beşeri ihtiyaçların giderilmesinde bile İlâhî mesajlarla hareket ediyor, rahmet olarak gönderildiğini bütün davranışlarında isbat ediyor. İnsanlığın saadeti O'nun sünnetine uymakla mümkün olacaktır. Bu hususta Yüce Yaratıcının "Sizin için Resûlullâh'ın hayatı en güzel nümûne-i imtisaldir" teminâtı yetmez mi?

(Aydın Boz'un ve Dr. Turan Atay'ın yazılarından ve Aksiyon dergisinden alıntı yapılmıştır.)

Bu yazıyı beğendiniz mi?

RSS Kaynağımıza abone olun!

Yorumlar (0) Geri izlemeler (0)

Yorum yapılmadı.


Leave a comment

(required)

You must be logged in to post an
interactive video comment.

Geri izleme yok.