Dünya’nın Çekirdeği ve Demirin İnişi
Katı yerkürenin çapı ortalama 6.371 km’dir. Yaklaşık 2.900 km derinde bir sınır bölgesi, bir süreksizlik bulunur. Bunu deprem dalgalarının yalnızca bir bölümünün geri yansımasından anlıyoruz. Burası katıdan sıvıya geçiş bölgesidir. Daha iç bölgelerin, yani çekirdeğin, yaklaşık 10 g/cm3 gibi çok yüksek bir yoğunluğu vardır. Ancak demir içeren göktaşları buradaki sıcaklık ve basınç koşulları altında oluşana benzer bir yoğunluğa ulaşabilir. Bu nedenle bugün, çekirdeğin daha çok demir ve nikelden oluştuğu varsayılıyor. Daha içte, yaklaşık 5.150 m derinde yeni bir sınır bölgesi daha vardır, bu da oradan sonraki bölümün fiziksel özelliklerinin daha farklı olduğunu gösterir. Büyük bir olasılıkla burası katıdır. 3.500 km’lik bir çapı olan çekirdeğin 175 milyar km3’lük bir hacmi vardır, yani yerkürenin yaklaşık yüzde 16’sını oluşturur. Buna karşılık ağırlığı, toplam ağırlığın yüzde 32’si kadardır. Yüzeyindeki elektrik akımlarının da, Dünya’nın manyetik alanının oluşmasına yol açtığı düşünülmektedir.
DEMİRİN İNİŞİ
Ve demiri indirdik.
Hadîd Sûresi, 57:25
KÂİNAT KİTABININ âyetlerinden birine dikkatimizi çeken bu Kur’ân âyeti, birkaç yönden ibretler içeriyor ve mucizeli ifadeleriyle günümüzün anlayışına özellikle hitap ediyor.
Âyetin bu cümlesi, daha başında, demire “İndirdik” sözüyle atıfta bulunarak, konuyu alışılmadık bir biçimde takdim ediyor. Oysa yeryüzündeki bir nimetten söz edildiğine göre, burada “Yarattık, bağışladık, sizin hizmetinize verdik” gibi bir fiilin kullanılması beklenirdi. Fakat âyet, demir nimeti için “İndirdik” buyurmak suretiyle, dikkatlerimizi bir yerlere çekmektedir. Bu durumda bize düşen şey, yapılan vurgunun hikmetini anlamaya çalışmak olacaktır.
Uzunca bir zaman, insanların kullandığı demir, göktaşı kaynaklı demirden ibaret kalmıştır. Yani, yere düşen göktaşlarının içerdiği demiri çıkararak kullanmışlardır. Bu açıdan ele alındığında, insanoğlunun demirle ilk tanışması, onun gökten indirilişi sayesinde mümkün olmuştur denebilir.
Bu konuda discovery channelın hazırladığı belgesellerden yapılan alıntıyı mutlaka izleyin.
İkincisi: Demir sadece Dünyaya değil, Güneş sistemine de dışarıdan gelmiş, yani, daha geniş semâdan indirilmiştir. Bu konuda kesin olarak bilinen birşey varsa, o da, demirin Güneş Sistemi sınırları içinde üretilmediğidir. Çünkü Güneş Sistemimizin element üretim merkezi olan Güneş, orta çapta bir yıldızdır; bu çaptaki yıldızlardan beklenecek şey, ömürleri boyunca bol bol hidrojen yakarak bunu helyuma çevirmektir. Daha ağır elementler, özellikle demir ve ondan ilerisi ise, çok daha büyük yıldızlara ihtiyaç gösterir, hattâ onların hayatına mal olur. Bu konu bir sonraki yazıda açıklanacaktır. Burada şu kadarını söyleyebiliriz: Ağır elementlerin üretiminde kritik bir noktayı teşkil eden demir ile ondan daha yukarıdaki elementler, Güneşimizden daha önce yaşamış bir yıldızın veya yıldızların ürünüdür ki, Güneş Sisteminin doğuşundan belki yüz milyonlarca, belki de milyarlarca sene önce uzayın derinliklerinde yaratılmış ve oradan sistemimize gönderilmiştir. Dünyamız açısından bakıldığında, bu, Güneş Sisteminin de ötesindeki göklerde üretilmiş bir elementin yere indirilişi anlamına gelir ki, Kur’ân’ın “Demiri indirdik” şeklindeki ifadesi, bu manzarayı gayet uygun ve veciz bir şekilde tasvir etmektedir.
Üçüncüsü: Demir, Dünyamızda bollukla bulunan bir elementtir; metaller arasında en bol olanıdır. Gezegenimizin çekirdeğinin büyük kısmını demir ve nikel teşkil eder. Yerkabuğunu meydana getiren maddelerin yüzde 98’i sekiz tane elementten ibarettir ki, demir, bunlar arasında dördüncü sırada yer alır. Toplam olarak ele alındığında, yeryüzü kütlesinin üçte biri demirden ibarettir. Oysa kâinat genelinde böyle bir demir bolluğuna rastlanmaz. Gerçi hemen hemen bütün yıldızlarda demir elementine rastlanır; ancak oranlar Dünya ile mukayese edilebilecek seviyede değildir. Kâinattaki maddenin yüzde 75’ini hidrojen, yüzde 23’ünü de helyum teşkil eder ki, bu da yüzde 98 eder. Geriye kalan yüzde 2’lik kısmını ise, bu ikisinin dışındaki elementler paylaşırlar. İşte kâinattaki demir miktarı, bu yüzde 2’nin içindedir: Dünyada yüzde 34.5’a karşılık, kâinatta yüzde 2’nin bir fraksiyonu! Açıkça görülüyor ki, Dünyamız düzenlenirken bu konuda çok özel bir muameleye tâbi tutulmuş ve ona demirden bol bol nasip verilmiştir. “Demiri indirdik” ifadesinde, gezegenimize yönelik bu İlâhî nimete bir gönderme vardır; böylelikle, bu nimetin Allah katından bir irade ile indirilmiş bulunduğu hatırlatılmaktadır.
İşte, kâinat kitabı üzerinde ibret nazarlarıyla yapılacak bir göz gezdirme, Dünyamızın gördüğü bu özel muamele ile birlikte, Kur’ân’ın “Demiri indirdik” ifadesindeki nüktelerden de bir kısmını böylece önümüze seriyor.
Ümit Şimşek'in yazısından alıntı yapılmıştır.